Sahil insan evine yaklaştığını nasıl anlar? Ya da ev diye bellediği yere? O eve yaklaştıkça bir ılıklık dolar bazılarının içine. Bu his bir alışkanlığa, bir tanışıklığın rahat döşeğinde uyumaya benzer. Bazıları içinse oraya yaklaşmak bir kasırganın ortasında durmak, bir çağın altında kalmak, çatılarda sarkan buzları kalbine batırmak gibidir.
Yemek ziyan olur. İnsan ziyan olur. Kalp ziyan olur. Koca koca hayatlar ziyan olur. Yemek tatsız, gönülsüz, evinsiz kalakalır sofrada. yüzünden düşen bin parçada katık olur yanına. Bir başka rüzgâr söküeder o an. Mutsuzluk bir hortum gibi kıvrılır evin etrafında. Zaten öyle değil midir? Siz de bilirsiniz, bir evde bir kadın mutsuzsa o yemekte mutsuz değil midir?
Kalbime kocaman bir kayaya yuvarlandı ; çarpıntı , çarpıntı , çarpıntı ….Kalakaldım. Yine bütün kadınlar gibi. Herkesi kucaklayım derken kolları kendine yetişemeyen kadınların kalakalışı gibi.