Okudukça şunu hissettim: Adalet dediğimiz şey kırılgan bir hayal gibi… ve onu ayakta tutanlar çoğu zaman en yalnız kalanlar.
Bir hikâye değil bu; gücün, korkunun ve direnişin iç içe geçtiği bir gerçeklik… sayfalar ilerledikçe insan kendi sessizliğini sorguluyor.
Bu kitabı bitirdiğimde elimde bir hikâye değil, içimde büyüyen bir farkındalık kaldı… bazı gerçekler var, görmezden gelmek mümkün ama unutmak değil.
Demir Ökçe bana şunu düşündürdü: Gücün el değiştirmediği bir dünyada, umut hep en sessiz yerden büyüyor… ve bazen en çok susturulanlar, gerçeği en net görenler oluyor.