Bizim ecdadımız Müslümanlığı sosyal ve coğrafi şartlar dolayısıyla tesadüfen karşılaştıkları bir inanca girmek tarzında benimsemediler. Peki nasıl? O zaman mevcut bütün inançları tanıyıp tadıp tercih ederek girdiler. Bir kere Tibet'i, Dalaylamalar'ı, Brahmanizm'i, Budizm'i biliyorlardı. Çin'de hâkimiyet sürmüşlerdi; onların inançlarına vakıflardı. Şamanizm atalarından kalma bir din olarak malumlarıydı.
Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuş:
"Kim Ramazan ayında Allah'a inanarak, sevabını Allah'tan umarak, ümitli ümitli bekleyerek, Allah rızası için Ramazan orucunu tutarsa; o zamana kadarki geçmiş günahları afv u mağfiret olunur."
Allahu Teâlâ Ramazan ayında kullarını afv u mağfiret ediyor. "Ramazan’ın evveli rahmet; ortası mağfiret yani ğufran; sonu da cehennemden âzât olmaktır." diye hadis-i şerif var.