kitaplakelâm

kitaplakelâm
@KitaptanKelama
Ve en son anlarsın ki; “Varılacak yer de, gidilecek yol da Allah’ adır azizim… “Sen öğüt verip hatırlat. Çünkü hatırlatmak müminlere fayda verir.”[Zariyat,55]
Râzî (kuddîse sırruhü) şöyle demiştir;
—“ Îrşadla görevlendirilmiş bir Allah’ın kulu veli kulları arasında gizli iken, avam halkın arasında gizli kalması da şüphesizdir. Onu ancak bâtın erbabı ve basiret sahibi ârifler tanır. Zâhir ehli onu tanıyamaz, bilemez. Hak Teâlâ kudsi bir hadiste, Benim velilerim!dostlarım kubbelerimin altında saklıdır. Benden başkası onları (hakikatlerini) tanıyamaz” buyurmaktadır. Allah’a vâsıl olan kâmil velilerin gizli kalmalarının sebebi, taliplerde sadakatin az olmasıdır. Zira ilerlemek için birçoğunun niyeti halis değildir. Niyetleri bir sürü nefsani arzularla, hevâ ve heveslerle karışıktır. Nefsimizin şertinden, amellerimizin kötülüklerinden, nefsimizi iyi sayma yalanından Allah’a sığınırız. Nitekim bir kimse Mâlik b. Dînâr hazretlerine geldi ve, Dün gece seni rüyamda gördüm, cennette böbürlenerek geziniyordun, dedi. Mâlîk b. Dînâr ona, Şeytan, senden ve benden başka eğlenecek kimse bulamadı mı? Vallahî bu kötü zamanda en çok batmaya biz layığız, dedi.
Din
Hepsinin gayesi birdir; Allah rızası…
—“ Tabirlerimiz çeşit çeşit fakat güzelliğin bir Aslında bunların her biri, o cemale işaret eder. Dile getirilen mana Ehl-i sünnet ve’I- cemaat itikadıdır. Ubüdiyyete devam etmek ve her an huzur halini devam ettirmektir. Zira ibadetsiz ve Hz. Resülullah’a (sallallahu aleyhi vesellem)’e tâbi olmaksızın kulluk ve ubüdiyyet düşünülmez. Ubüdiyyet ise arada yabancıya yer vermeden ve himmeti dağıtmadan huzur halini yaşamaktır. Hiç bir zaman zâhiri ve manevi hallerden gafil olmamalıdır. Hiç kimse, hal ve makamlara iltifat etmemelidir. Sadece Allah’ın rızasını dilemelidir. Maksudum ve arzum sadece Allah’tır O’ndan başka bir arzum yoktur. Ve onun tek gayesi ahadiyyet/teklik sıfatı ile muttassıf/vasıflanmış Vahid/tek ve Kahhâr/Kahretmeye muktedir olan Allah olmalıdır.” Bir gün Hâce Muhammed Bâki hazretlerinin (kuddise sırruhü) hal-vethanesine izinsiz girdim. Amacım, ona hallerimi anlatmaktı. Ancak Hâce hazretleri (kuddise sırruhü), — Ey Hafız! Yanımda ne hal var ne de makam, dedi Bunun üzerine huzurundan ayrıldım, dışarıya çıktım. Baktım ki bende ne hal kalmış ne de zikir…. Zîkrullah bile kalbimden gitmişti. Bu sebeple Allah’ın lutuf ve keremine itimat ederek edepleri terketmemelidir. Hizmetleri edeple yapmalıdır.”
Sayfa 146·Kitabı okuyor
İnsan ve Hayat
Âdâb..”
—“ İmâm-ı Rabbânî Hz. Mektübât, (221) Mürid bütün Allah dostlarını sevmelidir. Allah’ın sevdiği bir insanı kuşkusuz sevmek lazımdır, İman da bunu gerektirir. Zira din, Allah için sevmek ve Allah için
Sayfa 139·Kitabı okuyor
Ahlâk
Arkadaşını Güzellikle Uyarmak…
—“ Hz. Ömer (radyallahu anh) bir kimseyi kardeş edinmişti, onunla Allah için kardeş olmuştu. Bir zaman kardeşi şam’a gitmişti. Hz. Ömer (radyallahu anh), Şam’dan Medine’ye gelen bir zata, - Kardeşim
Sayfa 132·Kitabı okuyor
İnsan ve Hayat
—“ Nitekim nakledildiğine göre, bir gün İmam Züfer abdest alıyordu. Bu sırada hocası İmam Ebü Hanîfe onun yanından geçti İmam Züfer, üstadı Ebü Hanife için ayağa kalkmadı ve hürmet etmedi. Bu sebeple onun görüş ve ictihadları mezhepte zayıf kaldı. Halbuki İmam Züfer, İmâm-ı Âzam’ın talebeleri arasında hem ilmen ileri bir seviyede bulunuyordu hem de İmâm-ı Âzam’la en fazla beraber olanlardandı.
Sayfa 119·Kitabı okuyor
İnsan ve Hayat