Samed Behrengi’nin Küçük Kara Balık adlı bu incecik kitabı, sayfalardan çok daha büyük bir iz bıraktı yüreğimde. Masal kılığında bir manifesto adeta… Küçük bir balığın, yaşadığı su yolundan çıkıp okyanusu araması, içimizdeki sorgulayan, korkulara rağmen yola çıkan ve dönüşen benliğimizi simgeliyor.
Her şeyin cevabını büyüklerinden öğrenmeye alışmışken, bir çocuğun, bir öğrencinin, bir kadının ya da bir bireyin “yaşamak başka ne olabilir?” diye sorması gibi... Bu hikâyede en çok içimi titreten şey, Küçük Kara Balık’ın cesaretinin tek başına bile bir dalga yaratabileceğini fark etmem oldu. Çünkü bazen bir adım, bir hayal, bir isyan; binlerce “aynı”yı uyandırabilir.
Bu kitap bana, korkunun öğretilmiş bir alışkanlık olduğunu, cesaretin ise içimizde hep orada olduğunu fısıldadı. Ve en önemlisi, “ölüm bile bazı hayatların önüne geçemez” dedirtti.
Her yaştan okura seslenen, ama en çok da ruhu yorulmuş, yönünü kaybetmiş, cesareti azalmış yetişkinlerin kalbini dürten bir hikâye bu.
Ben bu kitabı sadece okumadım, hissettim.
Küçük Kara Balık'la birlikte kendi okyanusuma yüzdüm. Herkes okumalı bence kocaman bir dünya saklı içinde
Cesaretin ve özgürlüğün masalı ilham olsun herkese...
Belki küçük kara balık ölmüştür ama fikirleri, cesareti, hayalleri diğer balıklara ilham vermiştir. Belki de kurtulup yolculuğuna devam etmiştir. Herkesin aynı yöne yüzdüğü bir dünyada, ben başka ne var bilmek istiyorum diyebilen bir yüreğim masalı bu kitap. Tavsiye ederim keyifli okumalar...