Uzun zamandır tek solukta bitirdiğim, okumaktan ziyade kitabı resmen izliyor gibi hissettiğim ve yazarını tanıyan insanlara karşı içimde kıskançlık duygusu hissettiğim bir kitap okumamıştım
Bir kitap nasıl 200 sf olabilecekken iki katı yazılır bunu görebildiğiniz bir kitap. Hoca sınav kağıdımı dolu görsün diye aynı cümleler tersten düzden yazılıp durmuş
Dört Anlaşma kitabı Toltek Bilgeliği öğretisini bizlere aynı bir ders kitabı şeklinde anlatıyor.
Meksika Kızılderilileri tarafından uygulanan bir öğreti olan Toltek Bilgeliği hakkında kısaca şunlar söylenebilir; yaşam sanatı olduğu, Tolteklerin ise uygulayıcısı oldukları..
Açıkçası bu kitabın hakkı yenmiş. Rezonans Kanunu, Bilinçaltının Gücü gibi popüler kitapların arasında sesi pek duyulmamış. Ancak daha akıcı ve daha öğretici olduğunu düşünüyorum. Yani daha hayat içerisinden, tanıdık bir yerleden gibi.
İnsan-evren ilişkilerini anlatıyor olması, bunları temel dört anlaşmayla açıklaması, bizlere uygulama konusunda daha basitleştirerek işlevsel hale indirgiyor. Gerçi bazı anlaşmaları hayatınıza adapte etmek yaşadığımız gelenekler, mitler ve tabular karşısında bizlere biraz direnç gösterecek cinsten..
4 anlaşma sırasıyla;
-sözlerin büyüsünü kullan (Önce söz vardı, Tanrı sözdür, söz Tanrıdır /sf:41)
-hiçbir şeyi kişisel algılama
-varsayımda bulunma
- daima yapabildiğinin en iyisini yap
Niyet ettim Allah rızası için uygulamaya ve devamı olan ‘Beş Anlaşma’ kitabını okumaya
Dört AnlaşmaDon Miguel Ruiz · Ötesi Yayıncılık · 202316,2bin okunma
Kötülük- İnsanlığın Karanlık Tarafın Ardındaki Bilim kitabı Julia SHAW tarafından yazılmış. Tavsiye üzerine okuduğum bir kitap oldu. Kitabın içerisinde Nazilerden seri katillere, sapkın cinsel
J.K ROWLING tarafından 2008 yılında Harvard Üniversitesi’nde gerçekleştirilen mezuniyet konuşmasıdır. İnsanların hayatında etkili olan ama belki de çoğu zaman gerekli önem verilmeyen iki kavram üzerinde duruyor. Birincisi başarısızlığın faydaları, diğeri ise hayal gücünün önemi. Kitap arka kapağında ‘Dünyayı değiştirmek için büyüye ihtiyacımız yok; ihtiyacımız olan gücü zaten içimizde taşıyoruz.’ cümlesiyle içimde;
keşke içimizde bizi zorlayarak çıkan güce ulaşana kadar Hogwarts gerçek olsaydı da büyü yapabiliyor olup her şeyi akışında tutabilseydim hissiyatıyla son buluyor.
Dibi görmeden aksiyon aldırmayan hayatımız, konfor alanımızı terk etmemizi bazen zorlu bir yerden öğretebiliyor bizlere. Hayat zor deyip melankolik bir pencereden bakmak istemem ancak düştükçe ders almak ve güçlenmek hayatın bizlere, acı geleceğini bildiğimiz halde cin biber yemenin verdiği lezzeti gibi sanırım.