Kamer

Kamer
@Kmr_
Doğrusu güldüren de ağlatan da O'dur. (NECM/43)
Gözlerinden yaşlar aktı Peygamberin. Kirpikleri arasında beliren yaş taneleri yavaşça yanaklarına süzüldü. Dudaklarında acı bir tebessüm: - Ey amcacığım! dedi. Vallahi güneşi sağ elime, ayı da sol elime koysalar, ben yine de davamı bırakmam! Ya davam zafere erecek ya da ben bu uğurda ölüp gideceğim!
Sayfa 96·Kitabı okudu
Alıntı
Reklam
Ebu Zer coşkuyla haykırdı: - Ya Resulullah, ben imanımı açıklamak istiyorum! Müslümanlığımı bütün dünya duysun istiyorum. Peygamber, içi içine sığmayan bu yeni Müslüman'a gülümseyerek baktı. Sonra endişeli bir tavırla: Mekkelilerin seni öldürmelerinden korkuyorum, dedi. Burada yabancısın, kimsen yok. Müslüman olduğunu duyarlarsa seni öldürürler. Ebu zer, ısrar etti. - Ben öldürüleceğimi bilsem de imanımı haykırmak istiyorum! Peygamber sustu. Ebu Zer'i serbest bıraktı. Ebu Zer, heyecanla sözlerine devam etti. - Seni hak dinle peygamber olarak gönderen, varlığımın mutlak sahibi Allah'a yemin ederim ki Kabe'de, onların ortasında imanımı haykıracağım! Onlardan korkmuyorum! Müslümanlığımı Mekke'nin ortasında haykırmadıkça yurduma dönmeyeceğim.
Sayfa 79·Kitabı okudu
Alıntı
-Hanginiz bana bu yolda yardımcı ve kardeş olmayı kabul eder? Peygamberin haykırışı ve yardım çığlığı karşılıksız kaldı. Kimseden ses çıkmadı. Herkes utançla başını önüne eğdi. Peygamberin bakışlarıyla karşılaşmamaya çalışarak sustular. Peygamberin yüzündeki hüzünlü ifadeyi gören Ebu Leheb pis pis sırıttı. Abdulmuttalib Oğullarının Peygamberin yardım çağrısını karşılıksız bırakması onun çok hoşuna gitmişti. Yalnız bırakılan Peygamberin üzüntüsüne sevinmişti. Peygamberin yardım çağrısına sadece Ali karşılık verdi. On üç yaşındaki Ali... Büyük bir heyecan, aşk ve şevkle ayağa kalkan Ali: - Ya Rasûlallah, ben Senin kardeşin ve yardımcın olacağım, dedi. Peygamber gülümseyerek Ali'den oturmasını istedi. Ali sabırsız, isteksiz bir tavırla yerine oturdu. Peygamber sorusunu üç defa tekrarladı. Ama her defasında derin bir sessizlik duvarı ve yere çakılı ürkek, utangaç gözlerle karşılaştı. Ali'nin dışında kimse ona cevap vermiyordu. Atalarının dinini bırakmak onlara zor ve mantıksız geliyordu.
Sayfa 49·Kitabı okudu
Alıntı
Ölümü hatırlayın! Sizler uyur gibi öleceksiniz, uykudan uyanır gibi de dirilecek ve bütün yaptıklarınızdan hesaba çekileceksiniz. İyiliklerinizin mükafatını görecek, kötülüklerinizin cezasını da çekeceksiniz. Bunlar da ya temelli cennette ya da temelli cehennemde kalmaktır...
Sayfa 48·Kitabı okudu
Alıntı
-Neredeydin ya Muhammed? Ne oldu? Bu perişan halin ne? Cebrail'le buluşmasını ve omzuna yüklenen ağır yükü tüm canlılığıyla tekrar hatırlayan Peygamberin vücudunu üşütücü bir titreme sardı. Bedenini zor taşıyan adımlarla evden içeri girdi. Hatice'nin yardımıyla yer minderlerinin serili olduğu , kandil ışığıyla aydınlanan bir odaya yöneldi. İlk bulduğu minderin üzerine uzandı. Duvarları ilginç gölgelerle dolduran loş ışığın içinde yüzü derin bir endişe ve korkuyla sararan Hatice'ye: -Beni örtün lütfen! dedi. Üşüyorum!
Sayfa 13·Kitabı okudu
Alıntı
Reklam