Nesrin A. profil resmi
Nesrin A. kapak resmi
'Tepeden bakan, azametli pozlar takınmaya nasıl da bayılıyoruz hepimiz.'
543 okur puanı
17 Şub 2017 tarihinde katıldı.
'Tepeden bakan, azametli pozlar takınmaya nasıl da bayılıyoruz hepimiz.'
543 okur puanı
17 Şub 2017 tarihinde katıldı.
  • Nesrin A. paylaştı.
    360 syf.
    ·2 günde·Beğendi·10/10
    * * *

    İnsan; bilinci ve vicdanı olan, özgür iradesi ve seçimleriyle hayvanlardan veya makinelerden ayrılan bir varlık olarak kabul edilir.
    Hayvan; içgüdüleriyle hareket eden, hayatta kalmak mottosuyla yaşayan ve düşünme yetisini eser miktarda kullanandır.
    Makine; hissedemeyen, bilinci olmayan, ne yapmaya programlandıysa o işi yapan ve düşünme yetisi sınırlandırılmış olandır.

    Böyle mi gerçekten? Ya da bu tanımlar hâlâ geçerliliğini koruyor mu?

    İsmail Güzelsoy işte bu tanımların ve kavramların nasıl silikleştiğini, birbirlerinden nasıl rol çaldıklarını, insanların nasıl sorgusuz sualsiz (genellikle ilkel dürtülerle) itaat ettiklerini muhteşem kurgu ve karakterle irdeliyor Hatırla 'da, hem de cesurca. Kendisinin bir röportajdaki sözleri şu şekilde: "İyi bir roman yazabilmek için çok şey gerekiyordur ama bence öncelik cesaretin. Cesurca dile getirilmeyen hiçbir şey yeterince sarsamaz ve bizi sarsmayan şey estetik olamaz."

    Bu romanı okurken sarsıldım evet, hem büyülendim hem sarsıldım. Kalemin, zalimin kılıcından daha keskin olduğunu veya olmak zorunda olduğunu gördüm bir kez daha.

    Zalim stereotipi Vali karakteriyle vücut bulur kitapta. Öyle bir Vali ki, her günahı kendine mübah gören, suçlandığında kendini savunacak(!) noktalar bulan, yanına kimsenin yaklaşmaması için kanla beslenen 5 tane azman köpeği (metafor olarak kullanmış büyük ihtimalle) nöbetçi koyan ve bana okurken baya tanıdık gelen... Ve bu zalimden ve zulmettiği topraklardan kaçan bir genç kız vardır Suzan. Dans etmeyi, çamurdan heykelcikler yapmayı seven ve bunlar yüzünden bile başına gelmeyen kalmayan...

    Arkadaşı Nuh Köklü'yü de anmıştır kitapta yazar, kartopu oynarken bıçaklanarak öldürülen... Hem de öyle güzel bir anma ki okurken tüylerim diken diken oldu.

    Bir de 6-7 Eylül olaylarını hatırlatır okuyucuya. Hatırla der. Nasıl kukla olduğunu ve ne yaptığını bilmeden, düşünmeden birlikte yaşadığın insanlara nasıl zulmettiğini HATIRLA. Talan eden, tecavüz eden, nefretle kiliseleri yakan da insandı; Rumlara, Ermenilere zarar gelmesin diye kapısında nöbet tutan, onlar bizdendir diyen de insandı. İnsan olmayı HATIRLA. Hegemonyanın iplerini elinde tuttuğu bir kukla değilsin sen, düşünebilen özgür iradesi ve vicdanı olan bir canlısın. Vicdanı HATIRLA.

    Bütün bu kanayan yaralarımızın yanı sıra, büyülü gerçekçilik ve bilim kurgu tadında başka olaylar da anlatılmaktadır kitapta. Ya da yazarın kategorize ettiği şekliyle: Fenni Sihirler diyelim. Otomaton(robot) üzerinden insanı sorgulatır, insanın yapması gerekenleri otomatonlar yapar. Zalime boyun eğmezler, insanın acısını kendi içinde hissederler, bu acının son bulması için ellerinden geleni yaparlar. Şimdi onlara makine diyebilir miyiz? Ya da onlar makineyse insanın tanımını değiştirmemiz gerekmez mi? Bunların dışında geleceği görenler, kuşlarla böceklerle iletişime geçebilenler... El Cezeri'ye kadar uzanır olaylar, uzanır ve günümüzle birbirine hiç eğreti durmayacak şekilde bağlanır. Bir kaç noktayı tahmin ettim diye sevinirken, sürekli sürprizler yapar Yazar, şaşırtır ve merakı kitabın sonuna kadar en üst seviyede tutar.

    Kitapta tıpkı Döşeğimde Ölürken'de olduğu gibi farklı karakterlerin ağzından olaylar anlatılır ve sanki sorulan sorulara cevap verirmiş gibi röportaj havasındadır. Kedi Şulbu'nun bölümleri efsaneydi ve gerçekten bir kedi öyle konuşabilirmiş, öyle küfredebilirmiş gibi hissettim. Kedi Şulbu dışındaki bölümlerde hakaret olarak kullanılması dışında küfürlü konuşma neredeyse yok. Burdan da kendi adıma şu çıkarımı yaptım; Kedi Şulbu "id"i temsil ediyor ve en ilkel davranışları sergiliyor, insanların da bu tarz konuşması veya davranması ne kadar ilkel kaldıklarını gösteriyor olabilir.

    'Merak kaçıran' olur tedirginliğiyle o kadar çok noktaya değinemedim ki hepsi içimde kaldı. Oysa daha neler neler var kitapta... İsmail Güzelsoy'un kalemiyle tanıştığım için kendimi çok şanslı hissediyorum. Türk Edebiyatı'nın en değerli yazarları arasına girdi benim için. 10 üzerinden 10'u sonuna kadar hak ediyor. Hiç tereddüt etmeden okumanızı tavsiye ediyorum.

    Yazarın röportajından bir alıntıyla kapanışı yapayım: "Dünyayı değiştirmeyi hedeflemek gerek. Bu artık çok büyük bir iddia değil çünkü hayat çok dinamik. İnsanları bir telefon almak yerine güzel bir sohbete ikna etmek dünyayı değiştirmektir."

    Benim dünyamda kalıcı bir etki yarattı Sayın Güzelsoy, kitabın daha çok insana ulaşabilmesi dileğiyle... Keyifli okumalar.
  • Nesrin A. paylaştı.
    144 syf.
    "Bazı acılar vardır.Geçtiğine siz bile inanırsınız ama geçmez.O sızı hiç dinmez ve bir yerlerde gizlenir kalır "

    Mehmet Hocam'in kitap çıkarma uğraşısından habersiz bir şekilde yaklaşık iki ay önce yukarıdaki alıntıladığım cümleyi ileti olarak paylaşmasına tesadüf edince 'Bir roman yazsam,giriş cümlesi bu olurdu belki de...' yorumuna karşılık olarak 'yazmalısınız muhakkak Hocam ' demiştim tabiki bu satırların yazarın bağrında saklı birer tohum misali şimdilerde yeşerme vaktinin gelerek bahar yağmurları misali kalbime de hüznünü taşıyacağından bihaber...Çünkü bu sözün acılığı; yaşanmışlıkların,çekilenlerin üstünü örtmeye maalesef yetmiyordu,acı geçse bile onun bıraktığı o derin tesirler yerini bulunca ince ince sızlamaya devam ediyordu.Zaman uyuşturuyordu belki ama yazarın da ifade ettiği gibi bir hatıra,bir manzara,bir selam,bir tebessüm,bir hasret uyandırıyordu kalbinde sarıp sarmalamadığın, en kıymetli hislerinin yanında kederini de beraberinde bırakarak...

    Cengiz Aytmatov'un;
    "İnsan için en zoru, her gün insan olmaktır." sözünü eserinde baştacı eden yazar dili,rengi,ırkı vs.ne olursa olsun hiçbir insanın üstünü çizmeden, en kıymetli şeyin 'insan olmak' olduğunun altını çiziyor kez be kez ...İnsanın en temel hakları elinden alınmamalı;savaşlar, zulümler ve de haksızlıklar uğruna hikayeler yarım bırakılmamalı.Acıya kalplerde geniş yer açmamalı.Mutluluk hayatla beraber adım atmalı, geride hele hele kursakta hiç kalmamalı diyor adeta yazar.


    Ancak hayat bu ya nelerle karşılaşacağımız hiç belli olmaz.Her zaman söylerim, kimsenin hikayesine tam olarak vakıf olamayız.Ondan dolayı da 1k ahalisi olarak kimimiz samimiyetsizlikten,vefasızliktan bir kaçış olarak,kimimiz ise yalnız kalmak ihtiyacından,kimimiz kabuğuna cekilme misali içini boğan kederlerinin düğümünü çözmek uğruna satırlara sırtını yaslayarak kalbinin teselli bulacağı ümidi ile vs.gibi sebeplerden kitaplara sığınırız.Bir yönüyle yaşamdan kaçıstır kitaplar, fantastik bir dünyanın kanatlarıyla geçici bile olsa huzuru yakalayarak.Bir yönüyle hüznünü sayfaların arasına gömmek, acısını dindirmektir.Kimisi için de sayfalarla adeta oyun oynayarak butik dünyasına renk katmak, anını şenlendirmek,gününü tamamlamaktır.

    Mavi otobüs de içinde geçici olarak duracağımız, aynı gemide yolculuk yapacağımız fani dünyamız misali kavgalarımız, karsilasmisliklarımiz ,tevafuklarımız, hikayelerine tanık olmuşluklarımız bunun yanında uzaktan el sallayarak yolcu ettiğimiz biri gibi,bir o kadar hikayesine uzak olduklarımızdan,uzak durmak istediklerimizden ibaret yola düşen birer gölge aslında.Eserde kimisi hazin,kimisi yürek burkan,kimisi ümitvâr,kimisi hayatın gırgırında Bosna'dan, Samsun'a varan hikayeler ...

    Eserde iyilik, adalet,an'ın kıymetini bilmek,özgürlük ondan da önemlisi 'insan olmak' gibi bizim ağız ucuyla ezbere sıraladığımız evrensel değerlerin içini doldurmuş yazar bizlerdeki karşılığını yeniden yoklayarak, tanımını değiştirerek.
    Hakikaten mazimize bakınca çok da uzağa gitmeden bile sukredecegimiz ne çok nimet var.Özellikle ülkesinden savaş,zulüm vs. sebeplerden hayat hakları ellerinden alınmış, canları, ruhları darp edilmiş mültecileri, mazlumları düşününce ve de onlara reva görülenleri düşününce üşüdüm sıcacık vatanımda...İncindim onlarla birlikte, gözyaşlarıma hakim olamadım.Rabbim kimseyi vatansız bırakmasin.Garip olmak her yönüyle düşünüldüğünde meğer ne zormuş.

    Aşırı empati sendromu diyor ya yazar işte onun bi'nebzesi bile yüreğimi altüst etti.Hikayeleri sadece ve sadece kısa süreliğine misafir etmek bile ağır geldi yüreğime.


    İyi ki bu eserin ismi "Yola Düşen Gölgeler" olmuş ilk düşünülen 'Mavi Otobüs' isminden daha çok sevdim.Ayrıca bu isim tam manasıyla bu eserin karşılığı,hakkını tamamıyla vermiş noksanlık bırakmadan.Aymatov sevdalısı bir yazarın eseri elbette ki nasibini alacaktı mest olduklarının kaleminden oksijen yudumlayarak :))

    Yazarın okuduğum bu üçüncü eseri diyebilirim.Ve itiraf etmeliyim bu eseri daha çok sevdim.Ne yalan söyleyeyim kitabın İlk 60 sayfasına gelene kadar otobüsteki yerimi yadırgadim.Bir an için yanlış otobüse bindiğimi bile düşündüm :)) Sonra defalarca biletimi kontrol ederek, tayin ettim kalbimin yerini hikayelerin akışına bırakarak.Ama Bosna'da Aida ile parcalandim, dostların sessizliği ile sağır oldum.Matbaaciyla hasret bir bicak gibi delip geçti yaramı yeniden kanatarak.Ne çok his bırakmış bu eser üzerimde.Otobuse binerken ve de indikten sonra farklı bir bakış kazanarak hayat yolculuguma devam ediyorum şimdilerde işte :))

    Daha ilk sayfalarda yazarın biyografisini okurken ait olması gereken yerin,Samsun'un, çığlığını isittim sayfalara tutunup yaklaştıramasam da.Gurbet saray olsa bile gecedir kimisine.Bana da öyle.Ve taktir ettim ne mutlu evlatlarına ki böylesi hassas bir yüreğe sahip babaları olduğu için.Hatıralara yabancı kalmadığı ve de yüreğimize taşıdığı için.
    Yolunuz açık olsun ...
  • Nesrin A. paylaştı.
    144 syf.
    ·Beğendi·9/10
    Selam ola hepinizi papiçulolar.. İşte biraz önce dokunduğum her kitapla ellerimin yandığı , attığım her bir adımla bacaklarımın koptuğu ,mayınlara gark olduğum bir fuar gezisinden daha gelmiş bulunmaktayım..Fuar değil Remarque ile Doğu Cephesi gezisi mübarek ! ALLAH BİLANGIZI (Yozgat şivesi) VİRSİN ULAN SİZİN !!! Böyle fiyat politikası mı olur... Herifçioğlu utanmasa , 10 kitap alırsan , yarım kiloda patlıcan veriyoruz yanına diyecek.. Böyle rezillik görülmüş değil.. Hemen , sıtkımı sıyırıp , evinde fino besleyen ve konken partisi sonrası aldığı yenilgi ile gittiği kuaförde istediği ilgi ve alakayı göremeyince elinde tellendirdiği slim sigarasıyla ortama terör pompalayıp , "Yetkili biriyle görüşmek istiyorum!" diyen ,kızıl ve küt saçlı kokoş Chp li teyze moduna girmemek için terk ettim ortamı .. Güzel bir girizgah yapam dedim ama açtırdılar kutuyu söylettiler kötüyü .. Tuco ne yapsın ?!?

    Neyse efenim .. Gelin ben yazarla nasıl tanıstım önce onu anlatayım.. Bir haftasonu idi sanırsam .. Karga b*kunu yemeden , uyanıp ileti ve alıntıları bombaladığım bir sabah idi hatırladığım kadarı ile.. Diktatörlerle alakalı bir kitabın incelemesi düştü benim akışa .. Okudum falan tabii haliyle ..İlgi alanımız bir de.. Baktım görüşler aynı minvalde , güzel de bir inceleme..Kendimce , yani olabildiğince "ciddi" bir yorum yazıp enterladım.. Karşılığında "LÜTFEN" bir cevap alınca dedim şunun sayfaya girip bir bakayım , kim ola bu ?!?!? Baktım profil resminde "mahkeme suratlı" bir adam .. Yüz göz asık falan .. Tabii o yüz göz asık adamın Cengiz Aytmatov olduğundan hiç haberim yok... Bir de Cengizhan 'a küsen bulut yazıyor hakkında.. Dedim kendinden utan ! Ne etsin ulan seni Cengizhan , küsmeyip de turşunu mu kursun!!! RÖHAHAHAHAHAHA =)) Gel zaman git zaman , Cengiz Aytmatov okumaya başlayınca bulutun da , profil resminin de , kendi kara cahilliğimizin de sırrına vakıf olduk tabii =)) Sonra Cengiz Dağcı muhabbetine, sohbet muhabbet derken aramız bal kaymaktan halliceye evrildi .. Yalnız ben halen daha Mehmet Yılmaz 'ın bir yazar olduğundan haberdar değil idim bir hafta öncesine kadar .. Neyse ,uzun lafın kısası kendisi büyük bir incelik göstererek kitabını bana gönderdi adıma imzalayıp.. Bir yazardan "endirekt şekilde" aldığım , adıma imzalı "ilk" kitap olması sebebiyle arşivimde apayrı bir yere sahip oldu .. Burdan hem kitap için , hem de böyle bir kitap yazdığı için "ÖĞRETMENİME" çok teşekkür ediyorum..

    Evet , yeterince ateş püskürtüp (bitti zannetme!) , roketleri de ilgili kurum ve kuruluşlara çaktığımıza göre yavaştan kitaba da bir girizgah yapabiliriz .. Ben hemen arkaya bir Davaro OST açayım ..HAH!! Şimdi herşey tamam !! =))

    Yaptığım otobüs yolculukları benim için hep macera dolu ve "çoğunlukla güzel" anılarla dolu olmuştur.. Çoğunlukla diyorum çünkü bu olaylar içinde istisnalar da var .. Misal Mersin' e giderken ,her seferinde son dakikada yetişip kahvaltı yapmaksızın bindiğim ve yolda muavinle "SUNİ" bir kankalık kurup Şimşek Seyahatin cehennemden ithal ettiği "Şimşek Prens" adlı çakma Çokoprenslerinden yiyip "motoru bozmak" suretiyle konya yolu üzerinde her benzinlikte otobüsü durdurmak koşuluyla çıktığım dehidrasyon turneleri gibi durumlar da söz konusu ( bu ikram konusunda Ulusoy 'un bademli fındıklı ve cevizli 3 seçeneği ile gönlüllerde taht kuran Belçika "PÜSKEVİTLERİ" über alles yalnız ).. Çıktığı tatile SİLİFKE HASTANESİ ACİLİNDE start veren bir isim var karşınızda !! Ya da Denizli deplansmanına giderken durduğumuz dinlenme tesislerinde BÜFE PATLATIYORUZ diyerek gidip ,ellerinde sucuk sandıkları BUTON KOKOREÇLERLE geri dönen Ankaragüçlüler.. Yolluk diye yanına aldığı bir KAVANOZ mercimek çorbasını kağıt bardakla bana ikram etmeye çalışan Anadolu teyzeleri ... "Yolculuk esnasında" , TEKRAR EDİYORUM YOLCULUK ESNASINDA "BANA" kıble soran yaşlı dedeler.. Konserlere giderken alınan alkolün etkisi ile düşülen durumları falan ne siz sorun ne ben anlatayım ..Her ne kadar türlü türlü cehennemlere portallar açmış da olsak otobüs yolculukları candır .. İşte bu kitap ile bir otobüs yolculuğuna daha çıktım okumaya başladığımda .. Hemen belirtmemde fayda var ki, yer yer cümle içinde kullanılan zamanlarda çakışmalar yaşatsa da dil , çok sade , akıcı ve okuyucuyla kurulan diyalog gayet başarılı.. Kitabı bir çırpıda bitiremedim bu kez işyerindeki yoğunluktan dolayı..Bundan kelli okumaya başladıktan sonra yavrusunu kartal kapmış Fatma Girik' e döndüm okuyup bitireceğim diyerekten.. Kitapta olayları ve şahısları size aktaran bilinmeyen masal dedesi kıvamında bir emmi var .. Bu yüzdendir ki türlü türlü insanın hayatına misafir oldum bu emmi sayesinde .. İçlerinde çok sevdiklerim de oldu , ÖLÜMÜNE NEFRET ETTİKLERİM DE.. Misal , bir anadolu çomarının izdüşümü olan Musa ve din bezirganı Abdullah Sami bunlardan birkaçı.. Spoiler vermek istemiyorum ve biliyorsunuz ki vermiyorum.. Safi şu iki karakter için dahi kilometrelerce yazarım .. Bu açıdan Mehmet Y. "ÖĞRETMENİMİN" gözlem gücünü ve tespitlerini ayakta alkışlamak lazım .. Bununla beraber kitapta işlenen adalet ve doğruluk temaları ve bunun bütünü olarak kendimizde vücut bulan İNSANLIK olgusu da anlatılan diğer hikayeler ile tam ama tam olarak dozunda zerk edilmiş..

    Şimdi Tuco Herrera ile zurna konçertosuna buyuralım.. Kırılmaca , gücenmece yok .. Dost isotla , düşman jelibonla gelirmiş derler .. Biz ağızları hafif yakan ama acısı cabuk uçan isotla yanaşalım ..Sonrasında kebap da yeriz istersen! =)) Kitapta, biçem olarak beni okurken rahatsız eden en büyük olgu cümlelerde yer alan zaman kullanımlarındaki tutarsızlıklar oldu .. Misal, sürekli bir geniş zamanlı anlatımla devam eden cümle öbekleri sonrasında giriveren di li geçmiş zamanlı cümleler okuma hazzını baltalıyor .. Pek tabii bu dediğim durum kitap içerisinde 3 ya da 4 yerde karşınıza çıkıyor .. Sanmayın ki baştan sona durum bu .. Diğer bir takıldığım ve katılmadığım konu ise son zamanlarda bir kısım zümre tarafından "bilge kral" olarak adlandırılan ve parlatılan Aliya İzzetbegoviç ile ilgili cümleler.. Ben Atatürk ile bir tutamıyorum kendisini .. Zaten onun da Atatürk ile ilgili beyanları ortada .. Ulus devlet ve ümmet fikirleri ortada .. Bu da benim şahsi fikrim ...

    Bütüne bakacak olursak coğrafya ve tarih seven bir Cengiz Aytmatov hayranı tarafından yazılmış bu kitap bence bir romandan daha fazlası .. Ben bir tarih sever olarak romanda bahsi geçen tarihi olayları bilerek okudum .. Bundan da inanılmaz zevk aldım çünkü sizinle aynı kafa yapısına sahip bir insanın , aynı zevklere sahip bir yazarın düşüncelerini ve size damıtıp aktardığı bilgileri okuyorsunuz .. İddaa ediyorum ki tarih sevmiyorum diyeni dahi kendine bağlayacak çok hem de çok güzel bölümleri ve candan bir anlatımı var ..Misal hepiniz dünyanın baş belası sırplar ve aşağılık sırp faşizmi kispesi altında ALENEN "avrupanın" gözü önünde yapılan ve Bosna katliamı olarak tarihe geçen olayları duydunuz .. Ama Boşnakların kahveyi bu yaşananlara sebep KULPSUZ FİNCANLARLA neden içtiklerini biliyor musunuz ? Bu ve bunun gibi pek çok güzel ayrıntı için dahi okuması elzem.. Ama roman içinde beni en çok etkileyen olgu, iyi ile kötüyü , yanlış ile doğruyu kıldan ince bir kılıçla birbirinden ayıran adalet kavramı oldu .. Bu açıdan bakıldığında da öğretmenim , yapılan haksızlıklara bir MANİFESTO olsun diyerek kaleme almış bu romanı .. Geçmeyen , dinmeyen , ardında bıraktığı bitmek tükenmek bilmeyen sızılar için .. Vicdansızlar , yalancılar , ikiyüzlüler kimdir bilinmesi için ..

    Velhasıl kelam , bu kitap benim için SUCUKLU YUMURTA kıvamındaydı .. nasıl yani dersen .. Sevgili ve sayın cevizkabukları , Cengiz Aytmatov' u seviyorum ve burda kullanılan dil , onun diliyle çok benzer .. Tarih seviyorum ve bu kitap neredeyse yarı yarıya tarihsel olayları baz alarak derdini anlatım yolunu seçmiş .. Hal böyle olunca ,"Sucuğu severim .. Yumurtayı severim .. Sucuklu yumurtayı daha çok severim." demekten başka birşey gelmiyor elimden =)) Fırın az ötende ..Kap gel sıcak ekmeği! Çaylar da müesseseden ..
  • %3 (30/1025)
'Tepeden bakan, azametli pozlar takınmaya nasıl da bayılıyoruz hepimiz.'
543 okur puanı
17 Şub 2017 tarihinde katıldı.
2019
11/90
13%
11 kitap
2.534 sayfa
1 inceleme
32 alıntı
4 günde 1 kitap okumalı.
En çok okuyanlar'da 866. sırada.

Şu anda okudukları 3 kitap

  • Guermantes Tarafı
  • Niteliksiz Adam 2
  • Karamazov Kardeşler

Okuduğu kitaplar 296 kitap

  • Ve Bir Pars, Hüzünle Kaybolur
  • İnsanın Anlam Arayışı
  • Tembellik Hakkı
  • Tanrılık Halleri
  • Çiçek Açmış Genç Kızların Gölgesinde
  • Cool Anılar
  • Lyon'da Düğün
  • Resimli Adam
  • Yaşarken Açılan Miras
  • Swann'ların Tarafı

Okuyacağı kitaplar 38 kitap

  • Yola Düşen Gölgeler
  • Kaçan Ayna
  • İstisna
  • Ateşten Gömlek
  • Bir Kutup Ayısının Anıları
  • Dr. Jekyll ile Bay Hyde
  • Yaşam ve Ölüm Yorgunu
  • Ruh Adam
  • Tavasin
  • Mutsuzluk Zamanlarında Mutluluk
Okur takip önerileri
Daha fazla