Alamut...
Hasan Sabbah'a duyduğum merak ile başladım kitaba ve kesinlikle bir kez daha okumayı düşünüyorum, olaylara kaptırıp öyle hızlı okudum ki tadı damağımda kaldı, sakin sakin sindirerek tekrar okumak istiyorum.
Öncelikle kitabın içeriği zaten belli "Hasan Sabbah", Dünyanın ilk terör örgütünün lideri, kurduğu sahte cennet, kendini peygamber ilan etmesi ve muhteşem zekası geliyor akla ve ben de daha bilimsel bir kitap beklerken müthiş bir tarihi roman çıktı karşıma.
Kitap tarihi gerçeklik üzerine kurgulanarak yazılmış ancak okurken sanki her şey gerçek ve ben de oradayım, anlatılanları okumak değil bizzat yaşıyorum gibiydi. Yazar müthiş bir kurgu ve anlatımla kitabı nirvanaya çıkarmış resmen, bayıldım.
Halime ile İbn-i Tahir'in aşık olacağını düşünürken ters köşe yapması da güzeldi (bunu sadece ben düşünmüş olamam :) ), Ubeyde'nin cennete gönderilirken hapı yutmayip, bütün tezgahı anlaması ayrı bir heyecanlandirdi. Bunun gibi küçük küçük sürprizler, heyecanlar, meraklar ile nasıl bittiğini anlamadan okudum, sürükledi götürdü beni.
Hasan sabbah; aslında insan isteyince her şeyi yapabilir, sözünün vücut bulmuş hali.
Çok güzel bir okumaydi, çevremdeki herkese daha kitabı bitirmeden bunu okumalısın diye önermeye başlamıştım bile.
Bilinç seviyesi ne kadar düşükse fanatiklikte o kadar artar. Hem hasan Sabbah'ın başarısının anahtar cümlesi hem de her çağa hitap eden efsane bir cümle...