İnsana 'daha iyi ve daha kalıcı' bir dünya vadederek orada umut aşılayan ve harekete geçiren din, eğer bu umudu gerçekleştirecek temel değerleri ve normları insanla buluşturamazsa dünyevileşemez ve vadettiğini gerçekleştiremez. Bu durumda umut, lügatimizdeki en tehlikeli kelimeye dönüşür. Zira gerçekleşmeyen umutlar önce hayal kırıklığı, ardından çaresizlik en sonda da radikalliği getirir.
..."İnsan, kendi kendine yeter derler."Kur'an bunları,"kendi hevaü hevesini tanrılaştıranlar"25Furkan,43. Şeklinde eleştirmektedir.
... Bazen de inançsızlık, insanda derin bir kötümserliğe götürür. Bu durumda insanı hayata bağlayan ve hayatı insan için anlamlı kılan unsurlar belirsiz bir hal alır. İnsan, varlığı bir bütün olarak görüp değerlendirme imkanını kaybeder. Önce hayatı sadece dünya boyutuyla görme miyopluğu, ardından da yaşamın değersizliği düşüncesi zihninde kök salmaya başlar.