“Küsmene gerek yok” dedi annesi. “Bu kadar çok küsmemelisin zaten. Bizleri de anlaman lazım biraz.”
Çocuk ağzının içinde bir yerlerde “Küsmedim” gibisinden bir şeyler geveledi. Küsmüştü oysa. Sadece küstüğünü söylemeyi gereksiz buldu. Söylememek söylemekten daha iyiydi çünkü. İnsan daha az üzülüyordu. Küstüğünü söylediğinde gönlünün alınmasını bekliyor, alınmadığında daha derinden kırılıyordu. Bakmıştı küstüğünü duyurmak kimseyi harekete geçirmiyor, o da zamanla söylememeyi öğrenmişti. Küslük o kadar gri ve kırçıllı bir şeydi ki biri dikkatle baksa zaten görürdü değil mi? Kimse o kadar dikkatli bakmıyordu ve küstüğünü gören bi Allah’ın kulu yoktu. Yine de sonunda böylesini tercih etmişti çocuk. Hiç değilse söylemeyeyim ve kalbimin tamir edilmesini umarak beklemeyeyim. Çocuk büyüyünce küsmeyen ve gönlünün alınmasını da beklemeyen biri olmak istedi. Kimseyi küsecek kadar önemsemeyen biri.