Hayatın senin çantanı, ne zaman, nerede, ne ile dolduracağı belli değildi. Çanta bazen ağaçtan bir meyveyle bazen de dünyanın öbür ucundan gelen birinin verdiği şekerlerle doluyordu.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Biz özgür göğün, geniş toprağın, mağrur dağların insanları barış, sevgi, dostluk bilirdik. Savaşı beyaz adam öğretti. Hiç hak etmedik öldürmeyi, savaşı, köleliği...
Erkeklerimizi öldürdüler, çocuklarımızı diri diri ateşte yaktılar. Toprağımızı yağmaladılar. Karılarımıza kızlarımıza tecavüz ettiler. Köle diye yurtlarına götürüldük. Sattılar bizi.
Tanrıya inanmamızı söylüyordu, elinde incil, siyah cübbeli, beyaz tenli papaz. Reisimiz sordu: ‘Tanrı size bunları yapmanızı mı söylüyor? Cennet dediğiniz yere sizler mi gideceksiniz? Öyleyse ben sizin olmadığınız yeri, cehennemi seçiyorum. Eğer bizleri değil de, sizleri, zulmünüzü onaylıyorsa tanrınız, böyle bir tanrıya inanmaktansa, inanmamayı yeğlerim!’