Japon asıllı bir İngiliz Kazuo Ishigaro. Okuduğum ikinci kitabı olan Beni Asla Bırakma son ana kadar beni kendine çekmeyi başardı . Okuduğum ilk kitabı Günden Kalanlar'dan çok etkilemiştim.Böyle aham şaham bir konusu yoktu ama gerek üslubu gerek merak unsurları kitabı sevmeme neden olmuştu. Bu yüzden tereddüt etmeden okudum bu kitabı da. Yanılmamışım.
Yine de bu kitap farklıydı. Bir kadındı anlatıcımız. Bize anılarını anlatıyor, hayatını. Bazen duygusuzca bazen umutsuzca.
Kitap uyarıyor sizi en başından. Uyarıyor, beklediğin son yok burda diyor. Ama sen yine de inatla devam ediyorsun. Bilsen de sonunu.
Bilim kurgu temelli. Şöyle köşeden baksan aşk kitabı dersin. Adı hiç olmayan bir şarkıdan geliyor. "Bebeğim, bebeğim beni asla bırakma."
O bebek bir bebek miydi, yaşamın kendisi mi? Her ikisi de değildi. Sonuçta her ikisi de bıraktı. Ruth, Tommy ve Katty H. Hepsi bırakıyor bu dünyayı. İstemeden, kabullenerek. Neden bir başkaldırı yok diyoruz içimizden. Belki kitabın sonu bu değildir başlangıcıdır diyoruz. Hiç olmayan bir dünyada klonların mücadelesi vardır diyip unutuyoruz. Hiç olmayan bir son diliyoruz.