İnsanlardan daha çok hayvanlara acıyorsunuz hanımefendi.
Hayır, bu doğru değil. İkisi için de üzülüyorum. Ancak kimse savunmasız insanlara ateş etmiyor, dedim şehir bekçisine aynı akşam. En azından bugünlerde.
* Bu kısmı okurken maalesef aklıma şu katilin sırf canı istediği için Samuray kılıcıyla öldürdüğü genç kız geldi. Avlar gibi. O günler gelmiş demek..
Ne yapacağımı bilemediğimde, göbeğimde bir fermuar olduğunu hayal ederim, boynumdan kasıklarıma kadar inen ve onu yukarıdan aşağıya açtığımı. Sonra kollarımı kollarımdan, bacaklarımı bacaklarımdan ve başımı da başımdan çekerim. Kendimi kendi vücudumdan çıkardığımda, eski giyisiler gibi aşağıya düşer. Onların altında, daha ufak, yumuşak ve neredeyse şeffaf olurum. Bir denizanası gibi olur vücudum beyaz, sütlü, fosforlu.
Beni rahatlatan tek fantezi bu işte. Ah evet, ancak ondan sonra özgürüm.
Şimdilerde kimsenin yeni bir şeyler düşünmeye cesareti yok. Durmadan var olan düşünceler konuşuluyor, eski düşünceler yuvarlanıp duruyor. Gerçek yaşlandı ve bunadı; ne de olsa, her canlı organizma gibi yaşlanıyor. Onun küçük parçaları olan duyular da apoptoza uğrar. Apoptoz, maddenin yorgunluğu ve tükenmesiyle gelen doğal ölümdür. Yunancada bu sözcük, "taç yapraklarının dökülmesi" anlamına gelir. İşte Dünya da taç yapraklarını döktü.