"Kardeşliği aynı anneden doğmak zannediyorsanız anasını sikeyim öyle kardeşliğin, dünyanın bütün kötülükleri aynı kazanda kaynarken sen ateşini kimden aldın, ruhunu kimle bölüştün, eksiksiz ve sadeleştirilemez olanın peşine kimle düştün, yıldırımlar düşerken kimdi elini tutan, kim açtı sana yüreğini karşılıksız, kim savundu seni herkese ve her şeye karşı tek başına, odur senin kardeşin, gerisi kan soyudur, miras hukukudur, babadan kalan arsayı kat karşılığı müteahhide vermektir, götünüze sokun o binaları şimdi, götünüze sokun öyle kardeşliği, beton mikserleriyle beraber."
"Teyzenin gözlerine baktım, içinde biriken gözyaşlarına, boğazında tıkanıp kalanlara, kuru gözlerine kadar gelip akamayanlara. Tanıyordum o gözyaşlarını bir yerden. En çöpsüz denizlerin martıları da böyle ağlar, sadece çocukken inanılan yalanlar da böyle kanatır, mermiler de böyle deler geçer yüreği. Uzaklaştım, arkamdan bir çığlık kopardı teyze, durdum, dönüp bakamadım. Upuzun gri koridor boyunca sessizce yürüdüm, hastaneden çıktım."
İntihar, akla düşen bir damla asittir. Onunla yıkanmasını bilmeyen delik deşik olur ve erir. Bu yüzden intiharın eşiğinden dönen yoktur. Oraya varan orada yaşar. Oraya varan orada ölür.
Zo esrarlı sigarasını yakmak için buna benzer bir cümle beklediğinden zargana sözünü bitirir bitirmez alevledi beresinin içinden çıkardığı Mary Jane'i. Önce koyu bir duman,sonra da ağır bir çikolata kokusu yayıldı salona. Artık daha dik duruyordu Zo. Islahevinde şizofren bir Çinlinin tecavüzüne uğradığını hatırlamıştı birden. Midesinde bir bulantı başladı. Tekrar içeri girip o Çinliyi öldürmek istediğini düşündü. Adamın alnında sigara söndürdüğünü hayal o etti ki , gerçekten yapmış gibi iyi hissetti kendisini.