Yani insanı hep yarım görüyoruz. Ya onu seviyoruz, birinci realitesi içinde; ya nefret ediyoruz ondan, ikinci realitesi içinde. Fakat nefretimiz esas. Çünkü onun birinci realitesini kendi hayalimiz sanıyoruz ve aşkta hayal kırıklığını uğrayınca, bunun, hakikatte, ikinci realiteye çarpan birincinin kırıklığı olduğunu anlamıyoruz.
Delikanlı, bu aşk hikayesi için, yedi ay kadar önce "bitti" demişti. Öyle sanıyordu o. Değilmiş ama... Meğer yedi aydır bitirmenin yollarını -deli gibi- arar dururmuş.. ve işte bulmuş: tabanca!