İşte, düşüyorsun yine senin her zamanki günahının kuyusuna, tembelliğe. Bilgisizlik kendini büyük görmenin köpüğüdür. "Ben inanacağıma inanmışım, ne diye tartışayım?" der birçokları ve küçümser bilginleri, filozofları, geleneği, giderek bilmedikleri Yasa'nın dediklerini bile. Sen bilgeliği avcunda tuttuğunu mu sanıyorsun?
Kitap başta acayip sardı. Hemen içine çekti ancak 100. sayfadan itibaren "Ne okuyorum ben?"
"Iıyyk. Öğhk."
"Lan madem anladın çıksana ordan daha ne bekliyorsun belanı mı arıyorsun?!" diyerek kriz geçirdim. O kısımlarda o kadar ayrıntı vermeye gerek yoktu bence ama işte klasik Japon...
Okunur mu? Yani aman aman bayıldığım bir kitap asla değil. Keşişten farkındalık dersleri beklerken (ki ilk kısımlarda gerçekten böyleydi hoşuma gitti) bambaşka bir şey çıktı. Çerezlik okunacak bir şey yok derseniz buyurun okuyun. 158 sayfalık kitapta bir cümle hoşuma gitti sadece.
Kitap çok hoşuma gitti. Sherlock havasındaydı (gazeteci versiyonu). Herkesten şüphelendim bir kişi haricinde. O kişiden de bir ara şüphelenir gibi oldum sonra 'yok yav' diyerek vazgeçtim... Vazgeçmeseymişim iyiymiş. :D
İkinci kitabı da varmış onu da en kısa zamanda alıp okumak istiyorum. Yazıldığı döneme göre dili baya akıcı ve olayların birbiriyle bağlantısı ise süperdi. Mağdur ve suçlunun arasındaki bağlantı ise tahmin ettiğim gibi çıktı. Bakalım sizler neler neler düşüneceksiniz. İyi okumalar. :)