Iliana Xander, hikâyeyi sürekli diken üstünde tutan bir atmosferle ilerletiyor. Kitap boyunca neyin gerçek neyin manipülasyon olduğunu sorguluyorsun ve bu belirsizlik gerilimi canlı tutuyor. Bölümler akıcı ilerlediği için “bir bölüm daha” hissi yaratıyor.
En güçlü yanı ise sadece olaylarla değil, karakterlerin zihinsel baskısıyla da huzursuzluk yaratabilmesi. Özellikle ters köşe sevenler için oldukça sürükleyici bir okuma.
Kısaca: Sessiz başlayan ama giderek insanın içine işleyen, merakı son sayfaya kadar diri tutan bir gerilim romanı.
Şangırtısını duymadan camın kırıldığını anlamazsınız. Kırıldığını gözlerinizle görseniz bile beyniniz tam olarak idrak etmez. Ama sonra üstüne bastığınızda, ah, işte o zaman hissedersiniz. Hakikat ânı o andır. Hissetmek, gerçekliğin kendini duyurma şeklidir. Acı en büyük belirtidir.