Susamıştır, ve onu pınardan sadece bir çalılık ayırmaktadır.
Ama iki parçaya bölünmüştür o: bir parçası bütün manzarayı
görüyor, orada dikildiğini ve pınarın hemen yanıbaşında
olduğunu görüyor; ama ikinci parçası hiçbir şeyin farkında
değil, olsa olsa ilk parçasının her şeyi gördüğünü sezinliyor
sadece. Hiçbir şeyin farkında olmadığı için de pınardan su
içemiyor
Akıntıya, karşı yüzüyor; akıntı öylesine güçlü akıyor ki
bazen, bir dalgınlık anında, içinde çırpındığı ıssızlığın
ortasında ümitsizliğe kapılıyor; bir yetersizlik anında,
öylesine sonsuzcasına gerilere sürüklenmiştir işte.