Yıllar geçecek ve önce hüzünlü bir yalnızlık sonra da bastonlu titrek bir yaşlılık, ondan da sonra kimsesizlik ve keder... Hayali dünyam günden güne solacak, hayallerim ağaçlardaki sarı yapraklar gibi birer birer dökülecek ve bu hayal dünyam sonunda yıkılacak. Ah, Nastenka! O zaman hem yalnız, yapayalnız kaldığım hem de yitirdiğime pişman olabileceğim hicbir şeyim, gerçekten de hiç-bir seyim olmadığı için üzüleceğim.
'Hayallerim nerede?' diye zaman zaman kendime sorar ve kafamı sallayarak 'Yıllar ne kadar hızlı uçup gidiyor.' derim. Sonra yeniden 'Bunca yıl ne yaptın?' diye kendi kendime sorarım. Hayatının en iyi senelerini nereye gömdün?
Renklerin yoğunlaştığı, morlarla altın sarılarının heyecanlı bir kalbin atışı gibi pencere camlarında yandığı günün, o ışıklar arasındaki zamanıydı; nedense dünyanın güzelliğinin gözler önüne serildiği ama yakında kaybolacağı zaman...