Son çıkan haber, karısıyla dört çocuğunu ateşe verdikten sonra mutfak bıçağıyla intihar eden bir adamla ilgiliydi. Olup biteni öylece izleyen komşularına, "Yanarak ölmek, açlıktan gebermeyi beklemekten çok daha şerefli bir ölümdür!" diye bağırmıştı adam. "Bu şehrin mutfaklarında bıçak yok mu?" diye soruyordu haykırarak.
Trenler evimizin yanından geçerken düdüklerini acı acı öttürürdü. Suad kapıyı açar, sendeleyerek alelacele koşar, vagonları sayar, neşeyle bize makinistin uçabildiğini anlatırdı. Kanatlarını gördüğüne yemin edebilirdi! İnanarak başımızı sallar, dönemeçte kaybolduktan sonra trenin tarlalar üzerinden uçup göğe yükseldiğini hayal ederdik. Trenin nereye konacağını sorduğumuzda, tam da bu soruyu bekliyormuş gibi büyük bir ciddiyetle trenin ölene kadar uçacağını söylemişti. Sıska bedenini göstererek çocukça bir neşeyle "tıpkı benim gibi" demişti.