Core’un gözleri her yerdeydi ama kalp atışlarını duyamazdı.
Çığlıkları bastırmayı iyi bilirdi, ama sessizliğin acısını okuyamazdı.
Ve ben de öğrenmiştim artık:
Duygular, bu düzende ancak silah sayıldığında görünürdü.
Ve benim silah taşıma iznim yoktu.
İçimde ne varsa, boğazıma sıkışmıştı.
Bir yutkunma hissiyle sürekli itip geri çekilen, ağır bir düğüm.
Her saniye beni biraz daha içten yakan ama dışarıdan bakıldığında hiçbir iz bırakmayan bir yangın.