Tiyatro, küçükken annelerimizin ya da şanslıysak onlarla yaşayabilmişsek, büyükannelerimizin ellerimize taktığı yün çilelerine benzet: Hani " Tak bakayım şunu, sana bir kazak öreyim," derler. Uzatırsın iki elini. Geçiriverirler yün çilesini. Alırlar yünün ucunu başlarlar sarmaya, top yapmaya. Siz açarsınız onlar sarar, siz açarsınız onlar sarar. Rengarenk yün çileleri top olur, örmeye hazır hale gelir. Kazak olur, kaşkol olur, eldiven olur yaşamı ısıtır. Tiyatro dediğiniz de böyle bir şeydir işte. Sizi sarar sarmalar, yaşamınızı ısıtır.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!