Büyük yazarın ilk büyük romanı sayılan Budala, Dostoyevski’nin, kişinin içsel sorunları ve toplumdaki varoluşunu en çıplak biçimde ele aldığı yapıtlarından biridir. 1868 yılında tamamlanan Budala’nın kahramanı Prens Mışkin, tıpkı Dostoyevski gibi saralıdır. Tedavi için gittiği İsviçre’den bitkin halde döner. İnsanlardan iyice uzaklaşmış, kendi iç dünyasına kapanmıştır. Mışkin, dış dünyadan kopukluğu ve budalalık derecesinde iyi yürekliliği temsil eder. Dostoyevski’nin ruhsal bir arınmayı işlediği bu büyük eser, hem bir tragedya hem de bir aşk romanıdır.
Bu bilinen klasiklerin çoğunun sadeleştirilmiş versiyonlarını lise döneminde okuyup bitirmiş biri olarak bu sefer tam metin olarak okumaya başladım ve dürüst olmak gerekirse okurken epey zorlanıyorum. Özellikle Dostoyevski’nin kitaplarındaki betimlemelerin yoğunluğu, ayrıntıların çokluğu beni çok yoruyor ama yine de pes etmeden okumaya devam edeceğim. Yeni kitaplarda görüşmek üzere keyifli okumalar