İnsanlık, ahlak ve toplum adına onu da kurtarmak istiyorum. Hayatın kutsallığına inanmasın istiyorum. Gerçek isminin Kayra olmadığını hatırlamasını istiyorum!
Ve artik bilmesinin zaman geldi! Gözlerini açmalı. Nefsine sahip çıkmasının zamanı geldi. Hayat reddedemeyeceği kadar güzel ve gerçek. Bu hayatta umut, sevgi, dostluk, insanlık var! Ölümse boş bir kâğıt!
Kayra, yolculuğunun parçaladığı hayatını toplayıp geri dönmelisin. Çünkü burada her şey var!.. Her şey var.
Hayattaki en huzur verici şey, önemsiz projeler
yapmaktı. Çünkü işlerin önemi artınca, verdikleri acı da büyüyordu. Bunu sadece annem degil, hepimiz öğrenmiştik. Sıradanlıktan
geçiyordu kurtuluşumuz. İlk seçimde iktidardaki partiye oy vermeye yemin ettim o an. Yığın içinde olmalıydım. Sıcak tutardı !..
Bir labirent gibidir Kayra’nın içi. Dünyadan büyük bir labirent taşır içinde. Aslında herkes biraz öyle. Annem, babam, kız kardeşim ... Hepsi birer labirent. Onun için sevmedim ben insanları.
Çünkü girince içlerine, nerelerinden çıkacağım belli değil. Belki kıçlarından, belki gözlerinden...
Oturdum yataga… Çırılçıplak
Bir derim vardi üzerimde... Bir de dövmelerim...
Kağıdı alıp dizime yasladım. Ve üzerine, son hatırladıklarımı
da karaladıktan sonra karanlığa aldırmadan, sıra geldi zihnimi hâlâ ayakta tutan üç kelimeye. Onlar da telaffuz edildiği zaman
tek bir Kayra kalmayacak geriye...
Hem yazıyorum, hem söylüyorum yüksek sesle:
"Hiçbir şey yok! Hiçbir şey yok. Hiçbir şey yok..."