Kalabalıklar; içsel kaygıların, düşüncelerin, planların en gürültülü biçimidir. İnsanlar arasında yürürken bile kendi mezarındasın. Kimse kimseyi duymaz, herkes kendi çığlığıyla sağırdır.
(Mehmet Çağımnı)
Gerçekten öyle. Bugün üniversite sınavı hakkında annemle konuşurken aslında benim duygularımın bir önemi olmadığını, ne kadar çırpınsam sesimi duyuramayacağımı fark ettim. Bu sanırım hiç kimsenin kimsesi yok demenin bir sessiz hali gibiydi.
Maalesef durum böyle Yazgı. Ama bazı yalnızlıklar ve duyulmamalar bir eksiklik değil, gerçekliğin bedelidir. Çünkü insan, kalabalıkların içinde değil; kendi iç sesini duymaya başladığında gerçekten büyür. Bir gün fark edeceksin ki seni duymayanlar, sesinin değersizliğinden değil; kendi gürültülerinin esiri olduklarından sustular. Ve bazen bir insanın varlığına en güzel tanıklık, onu herkesin anlaması değil; kendine rağmen ışığını kaybetmemesidir. Ruhunu koru. Çünkü bu dünyada en nadir bulunan şey, anlayan bir kulaktan önce, hissedebilen bir kalp ve düşünebilen bir beyindir. ☺️👍
Pneuma yaşım genç olduğundan bazen bu duyguyu yok sayabiliyorum. Sonrasında çok pişman oluyorum ancak bu duyguyu kendimde sonsuz kılmak istiyorum. Bu duygu bana insan olmanın ilk şartıymış gibi geliyor.