Kadın, her gece var olmayan bir adamla uyanıyordu.
Adı yoktu; yüzü, hafızanın uydurduğu en inandırıcı yalandı.
Rüyalarında ona dokunduğunda kalbi hızlanıyor,
uyandığında boşluğa sarılıyordu.
Gerçek hayatta kimseyi özlemiyordu,
ama her sabah birini kaybetmiş gibi yas tutuyordu.
Zamanla anladı:
O adam bir insan değildi
yalnızlığın, sevilme ihtiyacına verdiği
en nazik cevaptı.
Ve kadın,
ilk kez gerçek birini değil,
kendi hayalini uğurladı.