“Sık sık da kendi içine çekilmelidir insan; çünkü birbirine benzemeyenlerin arkadaşlığı uyumlu bağları kargaşaya sürükler ve yeni zaaflar uyandırır. Ruhta bulunan ve tümüyle iyileştirilemeyen zayıf her ne varsa bunları kötüleştirir. Bununla birlikte şu iki şeyin birbiriyle harmanlanması ve sıra ile yapılması gerekir: yalnızlık ve kalabalığa katılma. Yalnızlık bizim insanlara karşı özlem duymamıza sebep olur, kalabalık ise kendimize karşı özlem duymamıza ve biri diğeri için çare olur.
Yalnızlık; kalabalığa karşı duyulan nefrete, kalabalık; yalnızlıktan duyulan bıkkınlığa çare olur.”
Kumdan kaleler kurduk,
Dev dalgalara inat.
Parmaklarımızda ıslak kum,
Gözlerimizde sonsuz inşa.
Güneş tepeye vurdu,
Rüzgar fısıldadı.
Zaman ağır bir su gibi,
Sızdı kulelerin arasından.
Yükseldi deniz,
Öptü kıyıyı.
Ne öfke vardı,
Ne de bir kavga.
Sadece bir kabulleniş.
Önce kapılar silindi,
Sonra yüksek burçlar.
Avucumuzda kalan,
Sadece serin bir ıslaklık.
Deniz her şeyi geri aldı,
Zaten ona ait olandı…
Lolamia
Tırmanılacak bir merdiven
çözülecek bir bilmece
bulunacak bir anahtar
varılacak bir yer
halledilecek bir sorun değildir…!
Merdiveni tırmansan da bitmeyecek,
o bilmece tam olarak hiç bilinemeyecek,
anahtatı buldum sandığında, belki yanlış olacak.
O yere asla varılamayacak,
sorun tam olarak asla hallolmayacak….
Her şey gerektiği zaman, gerektiği gibi, gerektiği yerde, gerektiği kadar olacak.
otur ve izle!