Yine dostoyevski yine kitap bittikten sonra tavana saatlerce bakar halde kaldım.
Ne yazacağımı bilmiyorum, ama kitapta hissettiklerimi yazacağım.
Saflığı hissettim, iyiliği, iyiliğin ve saflığın kötüye kullanılmasını ; deliliği hissettim, çıldırmayı hatta delirtilmeyi hissettim. Tutkuyu hissettim, insanı ölüme götürecek kadar tehlikeli tutkuyu. Kıskançlığı hissettim, mutluluğun kıyısından cehenneme götüren kötü kıskançlığı. Kurnazlığı, umursamazlığı, her b*ku yedikten sonra hiç zarar görmeden kurtulmayı da hissettim.
Bi kadının nasıl delirtileceğini ve deliren kadının nelere mal olacağını gördüm.
Saf tertemiz bi adamın iyi niyeti yüzünden başına gelenleri gördüm.
Tutkulu bi aşığın tutkusu yüzünden neler yapabileceğini gördüm.
Zengin, hovarda, aristokrat dedelerin her türlü işten etkilenmeden çıktığını gördüm.
Genç deneyimsiz, kıskanç kızların kendi mutluluklarını nasıl mahvettiklerini gördüm.
Hasta zihniyetlerin aslaa istediklerini elde edemediklerini gördüm.
Annelerin her zamanki gibi yine aşırı paralanıp perişan olduğunu gördüm.
Kısaca dostoyevski de insanlığın hemen her halini görüyorsunuz.
Kitabın mesajı teke indirgenmeyecek kadar çok.
Ama genel özetlersek ; fazla iyi, saf olmayın. Bir kadın deliyse uzak durun. Bunu belli eder çünkü.
Ne istediğini bilmeyen kızlardan da uzak durun.
Fazla aşık adamdan kaçınnnn. Para göz olmak da iyi değildir fakir olmak da. Sıradan insanlar da daima sıradan kalırlar. Kendinize dikkat edin herkes oyun çeviriyor olabilir :) yoksa sonu kötü bitiyor. Okuyun okutun vesselam.