Kitabı okurken savaşın bütün iğrençliklerini öyle derinden hissettim ki zaman zaman mide bulantısından kitabı kapatıp bir kaç dakika kendime gelmeyi bekledim. Romanın var oluş hikayesinin gerçekten yaşanmış bir olay olması beni daha fazla etkiledi. Evlat acısını, anne acısını, kardeş acısını yaşadım. Şu günlerde televizyonlarda yine savaş haberleri görürken bi kez daha içim ürperdi. Savaş ne yazık ki sadece patlayan toplarla tüfeklerle olmuyor, savaş umutları yarınları bir bir öldürüyor. Mutlu sona rağmen hala kararsızım Suada gerçekten şanslı olanlardan mıydı? Yoksa şanslı olanlar hiç bir şey yaşamadan tek kurşunda ölenler miydi?
Ben insanların nasıl bu kadar vahşi olabildiklerini ya da onları bu noktaya getiren sebepleri düşündüğüm zaman neyin doğru, neyin yanlış olduğunu bilmiyorum