Rizzoli & Isles serisinin o bilimsel soğukkanlılığıyla örülmüş tıbbi-polisiye kurgusunu seven biri olarak, Gece Gelen bana bambaşka bir Tess Gerritsen sundu. Fakat itiraf etmeliyim ki bu farklılık beni içine çekmekten çok, dışarıda bıraktı.
Gotik atmosfer, hayaletler, mistik erotizm derken “gerilim” değil de, “tuhaflık” hissi ağır bastı. Rizzoli’nin keskin zekâsını, Isles’ın analitik huzurunu aradım sayfalarda ama bu kitapta ne olayın çözümüne dair tatmin edici bir kurgu ne de tanıdık bir Gerritsen ritmi vardı.
Sanki başka biri Tess’in adını ödünç almış da yazmış gibi. Belki bir cesaret denemesi, belki bir tür sınırını zorlama olmuş ama bence bu defa olmamış. :(