Avukat, şehit ağırlama törenini izlerken, 7 yaşlarında küçük bir kız çocuğu gördü. Kız, bir adamın kollarında, babasının tabutunu görmek için sağa sola sallanıyordu. Avukat, kızın bu haliyle kendi çocukluğunu gördü. Kendisi de babasını şehit verdiğinde 7 yaşlarındaydı. Birileri onun gitmesine engel olmuştu. Kaç yaşına gelirse gelsin, küçüklüğünde babasının tabutuna sarılamadığı için kendini suçlamış ve pişman olmuştu. O zamanlar gitmeye çalışmıştı, ama insanlar ona dönüp bakınca utanmıştı.
Avukat, ne ara aktığını bilemediği gözyaşlarını hızlıca silerek minik kızın yanına gitti ve ellerini tutarak, "Merhaba, tatlı kız, ben Sena. Senin adın ne?" dedi.
Minik kız, karşısında tanımadığı kadına, "Merhaba, Sena abla, ben de Nazlı," diye cevap verdi.
Avukat Sena, kıza gülümsedi ve sarıldı. Minik kızı babasının tabutuna sarılması için yanına aldı. Artık bu sarılmayı sonlandırmaları gerektiğini bildiği için minik kıza döndü ve dedi ki: oldu. Şehitler ölmez, onlar hep kalbimizde yaşıyor."
Tıpkı yıllar önce bir asker ablanın kendisine söylediği gibi, şimdi o da başka bir şehit kızına söylüyordu...