Gece

Gece
@Lotusena
Bir ülkeyi ülke yapan, o toplumun vicdanıdır. ♡。⁠*゚✧˚.༘⋆
Avukat, şehit ağırlama törenini izlerken, 7 yaşlarında küçük bir kız çocuğu gördü. Kız, bir adamın kollarında, babasının tabutunu görmek için sağa sola sallanıyordu. Avukat, kızın bu haliyle kendi çocukluğunu gördü. Kendisi de babasını şehit verdiğinde 7 yaşlarındaydı. Birileri onun gitmesine engel olmuştu. Kaç yaşına gelirse gelsin, küçüklüğünde babasının tabutuna sarılamadığı için kendini suçlamış ve pişman olmuştu. O zamanlar gitmeye çalışmıştı, ama insanlar ona dönüp bakınca utanmıştı. Avukat, ne ara aktığını bilemediği gözyaşlarını hızlıca silerek minik kızın yanına gitti ve ellerini tutarak, "Merhaba, tatlı kız, ben Sena. Senin adın ne?" dedi. Minik kız, karşısında tanımadığı kadına, "Merhaba, Sena abla, ben de Nazlı," diye cevap verdi. Avukat Sena, kıza gülümsedi ve sarıldı. Minik kızı babasının tabutuna sarılması için yanına aldı. Artık bu sarılmayı sonlandırmaları gerektiğini bildiği için minik kıza döndü ve dedi ki: oldu. Şehitler ölmez, onlar hep kalbimizde yaşıyor." Tıpkı yıllar önce bir asker ablanın kendisine söylediği gibi, şimdi o da başka bir şehit kızına söylüyordu...
Alıntı
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
öhm öhm...
Evin içindeki gürültü, gün geçtikçe daha da artıyordu. Yelda, sözde ailesinin bağırışlarını duymamak için her zaman yaptığı gibi yatağının üzerinde bağdaş kurmuş, kitap okuyordu. Şimdi diyeceksiniz: "Evde kavga var ve bu kız kitap mı okuyor?" Evet. Çünkü Yelda, ancak kitaplarla soyutlayabiliyordu kendini bu dünyadan. Bağırışlar biraz daha evi ele geçirince, küçük Yelda elindeki kitabın arasına siyah zemin üzerine yıldız desenleri olan ayracını usulca koydu. Sanki elinde kalan tek kıymetli şey oydu — ki öyle sanıyordu. Kitabını kapatıp yatağından kalktı. Küçük penceresinin yanına giderek aynı dikkatle hayal penceresini araladı. Zamanında ne çok hayal kurmuştu o pencerede… Kedileri andıran koyu kahverengi gözlerini dışarı çevirdi. Kalabalıklar arasında koşuşturan insanlar, annelerinin paçalarına yapışarak dondurma yiyen çocuklar, trafikte birbirine bağıran şoförler, ağaçların altında tembellik eden kediler, dükkan önlerinde süren koyu sohbetler, gülüşler, ağlamalar… Hepsi onun için bir şeyin parçasıydı. Hepsi bir sebebe dayanıyordu, yaratılışın bir parçasıydılar. Çünkü Yelda’ya göre, bunları yapmasalardı insanlar gerçekten mutsuz olurlardı. Ama bir soru asılı kaldı zihninde: “Sahi, insanlar gerçekten mutlu muydu? Yoksa sadece mutluymuş gibi mi yapıyorlardı?” ~Yelda
Alıntı
Bir daha mı tövbe aşık olamam. Bir daha mı tövbe hayal kuramam.
Müzik
Ama sen onu gel anlat kalbe Darbe üstüne darbe...
Müzik
Alışmışız yalnız olmaya, mutsuz uyanmaya...
Müzik