İlk incelememi başından sonuna kadar okurken kendini yaşatan, Emily Brontë'nin ilk ve tek romanı olan Uğultulu Tepeler hakkında yazmak istiyorum.
Kitap ilk sayfalardan itibaren sizi kendi dünyasına dahil edip bir yandan da betimlemeleriyle zihninizde canlanıyor ve kendinizi bir anda uğultulu tepelerde buluyorsunuz.
Kitabın konusu Mr. Lockwood'un Uğultulu Tepelere taşınıp evin kahya kadını Nelly'nin anlattığı olaylardan oluşuyor. Kitapta neredeyse tüm kahramanları doğumundan ölümüne kadar okuyoruz. Nelly'nin samimi ve sürükleyici anlatımı sayesinde son sayfasına kadar büyük bir keyif ile okuduğum bir kitap oldu.
Okumayanlar böylesine ustaca yazılmış bir eser olan Uğultulu Tepeler'e kesinlikle bir şans vermeli...