Ama Kazu insanların karşılaştığı zorluklar ne olursa olsun her zaman üstesinden gelecek güce sahip olduklarına inanmaya devam ediyordu Sadece cesaret gerekiyordu.Eğer sandalye bir kişinin bile kalbini değiştirebiliyorsa o hâlde kesinlikle bir anlamı vardı Yine de zamanda yolculuk etmek isteyenlere soğuk ifadesiyle sadece şöyle diyordu:
"Kahveyi soğumadan önce iç.”
Ağustosun başıydı ve yaz sıcakları zirve yapmıştı.
Kohtake yazın bile sıcak kahve içmeyi severdi. Taze kahve
kokusu hoşuna gidiyordu. Buzlu kahveden aynı keyfi almıyordu. Kahve sıcakken daha güzeldi.
Oldukça güzel
yüzlü, beyaz tenli, badem gözlü bir kızdı.Ne var ki yüzü
pek akılda kalıcı değildi.Ona baktıktan sonra gözlerinizi
kapayıp ne gördüğünüzü hatırlamaya çalışsanız zihninizde
hiçbir şey canlanmazdı. Göze çarpan biri değildi. Albenisi
yoktu.Çok arkadaşı da yoktu.Öte yandan bunu dert ettiği de söylenemezdi.Zira Kazu insan ilişkilerini hayli yorucu
bulan bir tipti.
Mazimde kalan bir çehreden daha uzaklaşarak hastaneye girdim.Sindirecek çok şey vardı fakat hiç zaman yoktu.En azından kırgınlık yoktu. Belki gücenme vardı. Ortak geçmişin ağırlığı ve kesinlikle güvensizlik. Ama Cindy ile konuşmak, o eski hislerin hiçbirini uyandırmamıştı.