Bir terapist şu muhteşem tespiti yapmıştı:
“Bir insan ‘görülmediğini’ hissederek büyüdüğünde, sevmeyi ‘aşırı verici’ olarak öğrenir. Bir gün birinin de kendi içini dolduracağı umuduyla, elinde ne varsa başkalarına akıtır. Sonra bir bakmışsın; herkesin bakımını üstlenen, her şeyi tamir eden, kimse onun yanında değilken bile herkesin imdadına koşan kişi olmuş.
Peki işin en acı kısmı ne biliyor musun? Derinlerde bir yerde aslında güçlü olmaya çalışmıyorlar. Sadece, hayatları boyunca başkaları için yaptıkları şeylerin, bir gün bir başkası tarafından kendileri için yapılmasını bekliyorlar.”