Müttefik Devletler’in bu hayati önemdeki haftalar boyunca dünyanın kaderi konusunda kararsızlık, tutarsızlık ve beceriksizliği tarih kitaplarından sessiz sedasız silindi.
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Petrograd’ı bin kadar adamla ele geçirmeyi
başaran Troçki, “Benim payıma kargaşa düşüyor, bu genel bir grevden daha iyi’’ diye ilan eder. Bu temele dayanarak Ural'dan Asya’nın en uç noktasına yayılan bir ülkeyi yönettiğini iddia edecektir; Lenin bu girişimin zayıflığını ondan daha iyi bilmektedir.
XXI. yüzyılda I. Dünya Savaşı’nın bitişi üzerine bilgi almak isteyen amatör bir tarihçi, bundan tam ve ayrıntılı bahseden bir eser bulmakta zorlanır. Belki bir tesadüf eseri, iki dünya felaketinin birincisinin 11 Kasım 1918’deki ateşkes anlaşmasıyla değil ama 7 Şubat 1920’de Irkutsk, Sibirya’da, müttefik orduları ve Japon ordusunun, bu savaşın son çatışmalarından kesin olarak geri çekilmesiyle bittiğini öğrenir.
Tamamen gizlenmese bile bu olay o kadar kısa birkaç satıra indirgendi ki, anlatılan olaylar önemsiz görünüyor Hâlbuki bunlar
dünyanın kaderine bir yüzyıl boyunca hükmetti.
Marty İspanya’da bir kahraman değil ama bir cellat oldu.
Karadeniz’in sahte isyancısı İspanya’da komünist bir idamcı olmuştu. Efsanesi bir aldatmacaydı.
Samimiyetsiz olanların öyle olduğundan
sistematik biçimde şüphe duyulamazdı. Voltaire’in dediği gibi,
“Kimsenin kendisini sürekli aldatma ayrıcalığı yoktur.”