Hikâyelerim de zaman kavramını Yok
Profesyonel de değilim spontane yazıyorum noktalama işaretlerini de çok umrumda değil. Aynı frekansı yakalarsan anlar ve hissedersin.
Sabah saat 04.40’ta sert çığlıklarla uyandırıldık. Bağırarak, hatta bazı çocuklara vurarak bizi yataklarımızdan kaldırdılar. Toplam 44 çocuktuk: 20 kız, 24 erkek. Hepimiz 10 ila 15 yaş
Sabahın beşi.
Siyah şortumu, siyah tişörtümü giydim. Spor ayakkabılarımın bağcıklarını fazlasıyla sıkı bağladım.
Cebime 20 bin baht koydum ve hostelden çıktım.
Harran da sın başın da kırmızı Bir puşi.
Hisni keyfa da Beyaz Bir kısrak.
Midyat ta telkari küpe ve saçların savruluyor.
Mardin dara da rüzgar esiyor.
Bak güneş batıyor denize benziyor
Mardin ovası.
Hasankeyf te Dicle nehri ne iniyor güneş.
Sen de gel yüzmeye gidelim.
Bakire 92 yaşında bir ezidi Kürt Kocakari nın
Sahra çölü kadar kurak pörsümüş memesini emiyor gibiydik!
Yağmurlar bizi mi terketmiş ti.
Güneşi kim beklesin artık.
Yanıyor kalbim.
Banane yağmur dan
güneş ten
Rengarenk lerden
Banane herşey den
Ve sana ne!
Seyyah indi atından.
Çöle baktı suyu vardı içti.
Susuz değil di.
Ata bindi sürdü hana.
Han da atını sattı onun yerine deve aldı.
Bindi deve ye ve sürdü daha uzaklara
Seyyah indi devesinden.
Çöle baktı suyu vardı içti.
Susuz değil di.
Deveye bindi sürdü hana.
Han da devesini sattı.
onun yerine oturdu içti.
Bir daha uzaklara gitme di.
Uzaklar ona geldi.