“Ey insanlar, bırakın beni.” diye bağır, “Bırakın da çıkıp biraz daha yaşayayım! Dünyayı tanımadan yaşadım, yaşamımın değerini bilemedim, Sennaya batakhanelerinde tükettim kendimi...
Ne olur, ey insanlar, ben dünyama doyamadım!”
Kendimde söze karışmak yürekliliği bulmadan, daha doğrusu bunu beceremeden onları üç dört saat aval aval dinler, herkes gidinceye dek otururdum. Üzerime bir miskinlik çöker, ikide bir sırtıma ter basar, sağım solum tutulmuş gibi olurdu. Ne de olsa yararlı ziyaretlerdi bunlar, çünkü eve dönünce insanlarla kucaklaşma isteğim bir süre için yatışırdı.