Mücadele sırasında sömürgeci yerleşimcilere ve polisle tavırlarını değiştirmeleri ve “daha insancıl olmaları” emri verilir. Hatta sömürge halkıyla ilişkilerinde”bay” ya da “bayan” diye hitap edecek kadar ileri gidebilirler. Nezaketin ve düşünceliğin sonu yoktur. Gerçektende sömürge insanı bazı şeylerin değiştiğini hissetmeye başlar.
Köylülerin basit bir doktrinleri vardır: Ulusu var etmek gerek. Program yoktur, nutuk ya da kararlar yoktur, fraksiyonlar yoktur. Sorun nettir: Yabancılar gitmeli.
Kulübelerinde hayalleriyle yaşayan halkın yüreği de ulusun yeni ritmiyle atmaya başlar ve savaşçılara övgüler düzen bitmek bilmez ilahiler söylerler alçak sesle...
Toplu mezar gibi olan cezaevlerindeki açlık grevleri ve vahşi dayanışmayla güçlendiklerinden, dışarıya çıkmalarını silahlı mücadele başlatmak için kendilerine verilmiş bir fırsat olarak görürler.