Tutuklanan, hüküm giyen, işkence gören ve affa uğrayan bu insanlar, cezaevlerinde geçirdikleri zamanı düşüncelerini netleştirmek ve kararlılıklarını bilemek için kullanırlar.
Köylerde gördükleri rüyalar, şehirdeki çocuklarınki gibi lüks mallar ya da sınavı geçme rüyaları değil, bugün kahramanca ölümleriyle onları hâlâ gözyaşlarına boğabilen falanca kahramanla özdeşleşme düşleridir.
Kır halkı şehirlilere güvenmez. Avrupalı gibi giyinen, onların dilini konuşan, onlarla yan yana çalışan, bazen aynı bölgede yaşayan şehirli insanı, ulusal mirası oluşturan her şeye ihanet etmiş bir “dönek” olarak görür.