M. Şamil Baştuğ'un Kapak Resmi
Hilal Işık, bir alıntı ekledi.
05 Eki 2017 · Kitabı okumayı düşünüyor

"Beşer bir 《imek》tir (sein). Buna karşın insan bir 《olmak》tır (werden).
Yani, 《Beşer》 olarak doğulur, fakat 《insan》 olmak aşamalı bir süreç ifade eder.

İnsanın Dört Zindanı, Ali Şeriati (Sayfa 21 - Bir Yayıncılık)İnsanın Dört Zindanı, Ali Şeriati (Sayfa 21 - Bir Yayıncılık)
Çiğdem Aksoy Kahraman, bir alıntı ekledi.
03 Haz 2015 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Descartes'in şu cümlesi oldukça meşhurdur: "Düşünüyorum, o halde varım". Bu, Descartes'in şüphesidir. Descartes, önce her şeyden şüphe etmiş, sonra böyle demiştir. Fakat şüphe etmekte olduğum hususunda şüphe edemem. Öyleyse ben varım ki şüphe ediyorum, şu halde ben varım. Sonra da "düşünüyorum, o halde varım." cümlesiyle tanındı, ünlendi ve bütün öğreti veya doktrinini bu cümlesine dayalı olarak ispatlayıp geliştirdi.
İkinci söz Gide'in sözüdür: "Hissediyorum, o halde varım".
Üçüncü söz de Albert Camus'nun şu sözüdür: "Başkaldırıyorum, o halde varım". Bu daha doğrudur. Aslında "var" olmanın bu üç ölçütünden her biri doğrudur. O, düşünüyor; vardır ki düşünüyor. Duyumsayan, hisseden kimse vardır ki hissediyor. Başkaldıran kişi vardır ki başkaldırıyor, isyan ediyor. Fakat burada üç tane "imek" (var bulunmak) vardır. İnsana özgü olan en üstün var oluş, "başkaldırıyorum, o halde varım" dır.

İnsanın Dört Zindanı, Ali Şeriati (Sayfa 22)İnsanın Dört Zindanı, Ali Şeriati (Sayfa 22)
M. Şamil Baştuğ, 2018 okuma hedefini güncelledi.
22 saat önce
2018 Okuma Hedefi: 51 Kitap
2018'de 51 kitap okumayı hedefliyor.
Şu ana kadar 28 kitap okudu.
15 günde 1 kitap okumalı
M. Şamil Baştuğ, İvan İlyiç'in Ölümü'ü inceledi.
 Dün 01:48 · Kitabı okudu · 8/10 puan

Çarpıcı beklenmedik bir başlangıç sonrasında beklenen sonun çekimi..

~Bundan sonrası kitap içeriği hakkınızda ön bilgilenmenize neden olabilir~

Tolstoy kitabının en başında, kitabın adından yola çıkarak ölümüne giden sürece tanık olacağımız İvan İlyiç'i tabutlar içinde önümüze serince yaşadığımız şaşkınlığı üzerimizden atıp ölümün ızdıraplı yokuşundan tepetaklak ve bir o kadar hayatı sorgulayıcı inişte kendimizi buluyoruz. Ve İvan kadar bizde kendimize soruyoruz "Yaşanılması gereken bir hayatı mı yaşadım? (Olması gerektiği gibi mi yaşadım?)"
İvan İlyiç bir insandır ve insanlar ölür. Ve de İvan İlyiç öldü. Peki ya biz ölüme kendimizi ne kadar yakın hissediyoruz ?