Ah! Hayatının
biricik büyüsü, yegâne saadet ümidi olan o adam gidivermişti!.. Emma ne yapmıştı da bahtiyarlığı, önüne geldiği zaman
yakalayıvermemişti?.. O, kaçmaya kalkınca niçin iki eli ile,
iki dizi ile ona sarılmamıştı?.. Emma, Léon'u sevmediğine
dövündü; onun
dudaklarına susadı. Koşup onun yanına gitmek, kollarına atılmak, "Ben geldim, ben seninim!.." demek
için içi titriyordu. Fakat böyle bir hareketin güçlüğünü düşünüp onu göze alamaması, arzularına bir de esef katarak onları bir kat daha şiddetlendiriyordu.
"Ben
hiçbir aşk şiirimi sana yazmadım zaten,
say ki;
bir yaz günü
Ürkek bir bulutun kalbiydi
gözbebeklerimde titreyen...
Kurumuş bir dal gibi
kırılmaya meyilliydi kirpiklerim
ve yeminliydi geceler
Düşlerimi deşmeye..."