kundurasızlıktı ölüm
paltosuzluktu
tencerede aşsızlık
anamızın gözlerinde umarsızlıktı
büyükler de ne diyeyse birleşip vurmazlardı
bizi böyle yapan o canavarı
dünyanın bütün tasasını çağırdık soframıza
geceleri yıldızlarla su sesleri dolarken pencerelerden
dinledik bakır rengi dağların yalnızlığını dinledik hapisane türkülerini çocukluğumun
böler gibi bir somunu gurbet illerde
böldük bölüştürdük o günleri / katık ettik
[soframıza
...
neden öyle yorgundular neden öyle büyükler
neden öyle bungundular neden öyle kavgacı
neden öyle söverlerdi durmadan
neden yalvarırlardı
neden öyle çiplaktık biz
neden yamalı
kime neden borçluydular her sabah
kime neden suçluydular her akşam
neydi vergi
neydi nüfus
neydi ceza
neydi hapis
kimdi hergün boğuşulan o düşman
hergün yenik düştükleri o kimdi
dev miydi deve miydi neydi o
yedi başlı ejder miydi kimdi o
niçin hepbirlikte vurmuyorlardı
niçin vurup hepbirlikte o canavarı
dağlanın ardına atmıyorlardı?
şaşıyorduk
şaşıyorduk
durmadan şaşıyorduk
şaşarak büyüyorduk o bahçelerde