... bu dünyayı olduğundan biraz daha iyi bırakarak terk etmek; bir tek yaşamın bile sırf siz yaşadınız diye daha rahat soluk almış olduğunu bilmek. İşte 'başarmış olmak' budur.
Ralph Waldo Emerson
Dostluk bir şeyle, görülecek bir rüya, yürünecek bir yol, paylaşılacak bir yarınla ilgili olmalıdır. Bir şeyi olmayan kişi, dünyaya ve insana ne sunabilir ki? Yolu olmayanın yoldaşa ihtiyacı yoktur. Hasbi dostluk çıkarlarımızın ötesinde bir yere taşır bizi, "ufukların kaynaştığı" o yere, ikimizin de orada olmakla göneneceği yeni bir var oluşa.
Gerçek arkadaşlar arasında çıplak kişiliklerimizle varız. Yalın ve dürüst. Her dostluk bir bakıma direniş adası, bir "isyan ahlakı"nı temsil eder. Aynılığa, boyun eğmeye direnir. Biricikliğini ve farklılığını savunur. Seninle aynı yürek hizasında duran birkaç dostun varsa, bütün dünya vız gelir tırıs gider!
Bana bir dost verin, dünyayı yerinden oynatayım!
Dostluğun mihenk taşı tanık olunmaktır; kıymet verdiğiniz bir göz, sizin dünyadaki varlığınıza değmiştir ve siz de ötekinin özünü görmek lütfuna mazhar olmuşsunuzdur. Göz varlığa değer, ruhlar birbirine. Onunla yürüdüm, ona inandım, dert ve sevincimi onunla paylaştım. Yalnız yürünemeyecek bir yolculukta, o benim bir yol arkadaşımdı. Önce refik, sonra tarik.
Sadece bir dost; yüreğin meddücezirlerinin, ruhun alçalış ve yükselişlerinin, kabz ve bast anlarının tanığıdır. Dost dediğimiz kişi zorluklarımızı, gölgede kalmış yanlarımızı bilir ve zaferlerimizden çok yenilgilerimize yoldaştır. Yere düşerken elimizi tutsun diye bakındığımız o kişi. O elimizi tutacak olursa, düşmek canımızı daha az acıtacak.
Dostluk o halde bıraktığın yerden başlayabilmektir. Dünyadan bir şey ummadığınız o masum zamanlara ait hatıraları, daima diri tutmaya yeltenmektir dostluk. İçimizde masumiyetten bir nüve taşımaktır.
Dost çok uzaklarda olsa da içimizde konuşmaya devam eden kişidir. "O sustuğunda yüreğiniz onu dinlemeyi sürdürsün," diyor Cibran. "Arkadaşımla beraber değilken de onun içimdeki sesini işitirim." diye yazıyor Wilhelm Schmid.