Hangi kelimeler, hangi vakitte anlatmaya yetecek içine düştüğümüz durumu? Bir kor gibi yakan ama dumanı hiç tütmeyen acılarımız var bizim. Sessizce kanayan...
İyiliğin öbek öbek yayılmasını beklediğimiz vakitler zindana dönmekte. Yutkunuşlarımız ağrılı. Gönlü tarif mümkünsüz. Sanki hiç sabah olmayacak, güneş aydınlatmayacak çehremizi. Öyle bir çaresiz ki beden. Nasır tutmuş bütün hisler. Duygular yitirilmiş. Herkes kendi dünyasında yaşamaya çalışırken, zaman kayıp gidiyor sessiz sedasız...
Bir ah’ ı bin değil, bir kişi bile hissetmiyor. Gözler acılara ama. Kulaklar işitmiyor çaresizliği. Sevgi kayıp! Bulmaya yeltenen, varla yok arası. Bedenin de yüreğin de en büyük ihtiyacı sevgi değil miydi oysa ...