Yaşamda bir başlangıç, bir yolculukla başlıyor.. Neredeyse aynı olan yolcuların çıktığı bir yolculuk ile de son buluyor. Ancak bu kişiler artık eskisi gibi değil. Kimisi yeteneklerini heba ediyor, kimisi şans kapısını aralayıp aydınlık yollardan ilerliyor, kimisi hayallerinin tersi yönde gidip saygınlığı buluyor. Çünkü Balzac biliyor, yaşam her daim bir akış içinde ve biz de durmaksızın değişme ihtimalleri ile boğuşuyoruz. Dalgaları sevdiğimiz gibi onlara karşı bir şey hissetmeyip sadece alışkanlık haline de getirebiliyoruz. Açgözlülük, gurur, önyargılar, sınıf mücadeleleri hepsi insanlığa içkin..
.
Balzac karakter yaratma ustası benim için.. Kendisi oluşturduğu karakter için soyağacı yazan, bir karakterin ismine karar verebilmek için haftalarca düşünebilen bir yazar. Bu denli takıntılı oluşu yazdıklarına da yansıyor elbet. Okurken isimler karışabiliyor, verilen detaylarda kaybolabiliyorsunuz. Ama ne yapıp edip kafanızda soru işareti kalmadan bitiyor eser. Aslında anlıyorsunuz ki okurken işleniyor zihninize, bu hem beynimizin eğlenceli bir oyunu hem de Balzac gücü..
İnsan sabahtan aksama kadar bir şey olmasını bekler ve hiçbir şey olmaz. Bekleyip durur insan. Hiçbir şey olmaz.
İnsan bekler, bekler, bekler. Hiçbir şey olmaz. İnsan yalnız kalır. Yalnız. Yalnız.