Oysa tabiat da insan gibi Allah'ın yarattığı bir mahluktur. Sizin yapığınız her kötülüğün karşılığını bir gün verecektir, veriyor da. Kirletmemizin karşılığını hastalıkla, ağaç kesmenin karşılığını erozyon, deprem, hava kirliliği ile alıyoruz.
Ancak her merhametsiz bir gün mutlaka dayandığı otorite ya da anlayış tarafından, kendi yaptıklarına benzer şekilde merhametsizliğe maruz kalacaktır. O durumda kimseden merhamet beklemeyeceklerdir. İşte tam da orada onlara acımak gerekir.
Chul Han'ın eserlerinde vurguladığı da tüketim kültürünün pasif bir parçası olan kişinin, etkin bir özne olamayışı ve kapitalist sistemin önüne sürdüğü zokayı yutarak nesneleşmesidir.
Kendi vatandaşından korkan devlet; kendi öğrencisinden korkan öğretmen aydın yetiştiremez. Ancak adaletin ve ehliyetin hâkim olduğu bir ülkede aydın yetişir. O zaman aydının vicdanı, maşeri vicdan; aydının sözü de kamunun sözü olur.