" - Bak dinle Topal, dedi, insanlar türlü türlüdür. Kiminin ayağındaki zincir, ruhunu özgür kılar, kiminin ruhu zincirlenmiştir. Bunu iyi anlamak lazım."
" - Dur, diye seslendi Bukeymof, boğazında kalacak!
Katıla katıla gülen Çiçof, iki eliyle tutuğu ekmek parçasını ağzının hizasına getirerek ihtiyarın önüne dikildi:
" - Neden boğazımda kalsın? Ben
yemek yemesini bilirim."
Mişa, komşu duvarın taşlarından akseden son cümleyi hatırladı:
"Düşüncelerini önyargılar zincirlerinden kurtaran için hapishane diye bir şey yoktur. Örneğin biz, gerekirse taşları bile zorlarız ve taşlar, biz istediğimiz için dile gelirler..."
"Evet, hayat kötü ve merhametsizdir. Hayat, esirlerin özgürlük, efendilerin ise iktidar için giriştikleri kavgadır. Efendiler ve esirler oldukça hayat iyi ve güzel olmaz."