Nasıl ki bir ressam boyaları karıştırır hayal gücüyle besler önümüze güzel tablolar çıkartır,nasıl ki aşçı malzemeleriyle baharatlarıyla ağzımıza layık lezzetli yemekler yapar ;Reşat Nuri Güntekin de tek malzemesi olan kelimelerle oyun oynar adeta, dans ettirir onları öyle güzel harmanlar ki her cümlesinden farklı çeşnide bal damlar. Tatlı uslubundan dolayı o zamanın bazı kelimelerini anlayamamam benim için sorun olmuyor bile. Okurken akıp gidiyor.
Kitabın konusu ise şu, Kocabaşların son torununun çocukluğundan yaşlılığına kadar olan kısmı kahramanın kendi ağzından anlatılıyor ve böylece baş kahramanımızın düşüncelerine ve duygularına çok çok yakından tanık oluyoruz. Onun sevinciyle mutlu oluyor, hüznüyle duygulanıyor, kızgınlığına ortak oluyoruz. Koca bir ömrü onunla beraber yaşıyoruz ve bu cümle ile karşılaşıyoruz en sonunda...
Geçerken mihnet gibi uzun , geçtikten sonra visal gibi kısa , yıllar!..
(Mihnet:sıkıntı üzüntü, visal:kavuşma)
Düşünüyorum bi kitabı okumadan önce bu cümleyle karşılaşsam bu kadar etkilenir miydim diye büyük ihtimal hayır çünkü kitap bittiğinde siz de tüm o yazılanları yaşamış gibi oluyorsunuz.şuan o yazılanlara girmeyeceğim spoi vermeden sona yaklaşıyorum. Tüm kitapseverleriii, seviyorum sizi,sevgilerimleee:))