‘Benim malda gözüm yok, mutluluğum da önemli değil, yeter ki çocuklarım zengin ve mutlu olsun.’ diyen birçok ebeveyn bu tutumlarından gurur duyar ama bunun temeldeki bir yetersizliğe dayandığı ayrımsamaz. Kendisini tümüyle ihmal etmiş, yalnızca çocuklarını düşünen ebeveynler, mutlu olamamış ama başkalarını mutlu kılmayı, onları evlendirmeyi ilke edinenler, kendilerini hayır kurumları ya da barışsever derneklere adamış kişilerde böylesi bir özgeciliği düşünmek gerekir.
Kişi kendi değersizlik duygularını başkalarını değersizleştirerek ortadan kaldırmaya çalışır. Kendi değerine inanan kişi başkalarını değersizleştirme, horlama ve aşağılama gereği duymaz.
Bilinmeyeni araştırmak evrensel bir tutkudur. Bu tutku insanları ‘’öteki’’yi, yabancıyı, diğerini tanımaya ve onların özünü kavramaya zorlar. Birey çevresindekilerin niteliklerini algılayarak aşama aşama kendi niteliklerinin bilincine varır. Dolayısıyla başkalarına ilgi duymak kendini tanımanın bir yoludur.